Yeni Başlayanlar İçin Lüksemburg

1-Kısaca kendinden, eğitim ve iş hayatından bahsedebilir misin?

Merhaba, ben Pelin, 34 yaşında bir mimarım. 3 yıldır yurtdışında ve 1 yıldan biraz uzun bir süredir eşimle Lüksemburg’da yaşıyorum. Şu an 10 yıl aktif olarak yaptığım mesleğime biraz ara vermiş olsam da, zamanımın çoğunu dil öğrenerek geçiriyorum. Hobi olarak başlayan bebek kıyafeti tasarımlarımı şimdi Miniplo adı altında online bir platformda Avrupa’ya satıyorum.

2-Kendini Lüksemburg’da nasıl buldun? Süreç senin için nasıl gelişti?

Eşim Yiğit’in işi dolayısıyla her zaman Avrupa’ya taşınma ihtimalimiz ve isteğimiz vardı. 3 yıl önce aslında Orta Doğu hiç aklımızda yokken önce kendimizi Katar’da bulduk. Bir yandan Katar’a tam alışmışken Lüksemburg’da çıkan başka bir iş fırsatını değerlendirdik ve geçen yıl Lüksemburg’a taşındık. İkimiz de yeni yerleri tanıma ve yaşama konusunda istekli olduğumuz için bu kararları almak zor olmadı. İlk başlarda göçebe gibi hissetsem de şimdi yıllardır burada yaşıyormuş gibi hissediyorum.

3-Gitmeden önce ve gittiğinde nasıl bürokratik süreçlerden geçtin?

Lüksemburg ’a taşınırken bürokratik süreçler beklediğimizden çok daha kolay oldu. Nüfusunun 50%’si expat olduğu için bir iş bulduğunuz takdirde süreçler oldukça kolay ve belirgin. Kendimizi bir karmaşanın içinde bulmadık. Şirketlerin çoğu taşınma sürecine destek olmak için bir danışman ve geçici süreliğine kalmanız için zaten bir ev ayarlıyor. Evrakların hazırlanması, oturma ve çalışma vizesinin çıkartılması, sigorta, vergi ve ev bulma konularında oldukça yardımcı oluyorlar. İşe kabul sonrası oturma/çalışma vizesinin çıkması 2 ayı buldu. Taşındıktan sonraki süreç ise oldukça hızlıydı. 1 hafta içerisinde gerekli evrakları teslim etmiş, evi tutmuş ve yaşayacağımız commune’e kaydımızı yaptırmıştık.

4-Adaptasyon sürecin nasıldı? Seni zorlayan şeyler oldu mu?

Hala bir adaptasyon sürecindeyim diyebilirim. Lüksemburg çok dilli bir ülke. Resmi olarak konuşulan 3 dil var: Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca. Burada liseden mezun olmuş bir kişi bu dilleri anadili olarak kullanıyor. Dolayısı ile İngilizce günlük hayatta daha geri sıralarda. Mesleğime ara vermek zorunda kalmamın en büyük sebebi de bu dil bariyeri. Lüksemburg devleti bu kadar çok expat olunca göçmenlerin adaptasyonu için çeşitli olanaklar sağlıyor. 2 yıllık bir adaptasyon kontratı imzalamak kaydı ile dil eğitimleri ve bazı kursları ücretsiz alabiliyorsunuz. Daha sonra olası bir vatandaşlık başvurusunda bu kontratı tamamlamış olmak vatandaşlık alma sürecini kolaylaştırıyor.

5-Peki en çok özlediğin şey ne ?

En çok özlediğim şey ailem ve arkadaşlarım. Gerçi İstanbul’da zaman yaratmak o kadar zorlaşmıştı ki aynı şehirde yaşarken de özlüyordum onları.😊 Bir de her zaman değil ama bazen İstanbul’un canlılığını özlüyorum. Arkadaşlarımla Kadıköy’de kahve içmeyi, rakı balık buluşmalarımızı… Aklıma akşam trafiği gelince geçiyor bu his.

6-En çok merak edilen şeylerden biri de insan ilişkileri. Komşuluk var mı komşuluk ?

Hem de nasıl. Karşı komşumuz Yunan bir aile. Üst katımız İtalyan ve Kolombiya’lı bir çift. Bazen Erasmus günlerini aratmıyorlar. Kapıyı açınca Mastika likörü veya Pizza partisi davetiyesi bulabiliyoruz. Herkes aynı deneyimi yaşıyor mu bilmiyorum ama biz komşu bakımından oldukça şanslıyız. Küçük bir şehir/ülke olduğu için sosyal hayat evlerde daha aktif. Birbirine destek olan bir Türk komünitesi de var ayrıca.

7-En sevdiğin semt/bölge ?

Lüksemburg iki kottan oluşan küçük bir şehir. En sevdiğim bölge 50-60 metre aşağı kotta kalan ve asansörle inilen eski şehir. Biz hafta sonları eski şehire inip, nehir kenarında yürüyüş yapmayı, sokaklarda dolaşıp fotoğraf çekmeyi çok seviyoruz. Yeni şehir (üst kot) ise mimari açıktan çok daha yeni ve modern. Estetik kaygısı oldukça yüksek. Her sokakta çağdaş bir tasarımla karşılaşmak mümkün. Lüksemburg’un diğer bir sevdiğim tarafı da Avrupa’nın merkezinde olması. Trenle 2 saatte Paris’e, Brüksel’e veya yarım saatte Almanya, Belçika ve Fransa’nın bir çok şehrine ulaşmak mümkün. Yani favori semtim değil ama her yere yakınlığından dolayı favori şehrim diyebilirim.

8-En sevdiğin Kafe/Restoran ?

En sevdiğim cafe, eski şehirde nehir kenarındaki Scott’s Pub. Cuma akşamları yer bulabilirsek nehir kenarındaki terasında bira içmeyi çok seviyoruz. Ayrıca Lüksemburg’da kişi başına düşen Michelin yıldızlı restoran sayısı çok yüksek. Buraya gelen birinin yemek konusunda mutsuz ayrılacağını sanmıyorum.

9-Oraya geldiğimizde neyi yapmadan dönmeyelim ?

Crémant içmeden dönmeyin!

10- Lokaller neler yapmaktan hoşlanıyor? Birisinin oralı olduğunu nereden anlarız?

Lüksemburg şehrinde yaşayan lokaller oldukça yaşlı ve zengin. Çok şık giyinmiş, üstü açık lüks arabasında bir yaşlı görürseniz büyük ihtimalle Lüksemburglu’dur. Haftasonları arkadaşları ile buluşur, Oberweis’da kahvaltı yapar ve crémant içerler. Birbirlerini ‘Moien’ (moyen diye okunur) diye selamlarlar. Lokal hissetmeye Crémant içip Moien diye selamlaşarak başlayabilirsiniz.

Bonus : Korona günlerinde expatlık nasıl gidiyor? Nasıl etkilendiniz?

Ah Korona! Herkes gibi bizi de oldukça etkiledi. En kötüsü sevdiklerimizi bir daha ne zaman yüz yüze göreceğimizi bilemememiz. Hayat yavaş yavaş normale dönüyor tabi ama uçuşlar belirsiz bir süreliğine durduruldu. İkimiz de evden çalışıyoruz. Her gün gerekli önlemleri alıp yürüyüş yapmaya çalışıyoruz.

Umarım daha fazla can kaybı olmadan biter bu günler. Ailemize doya doya sarılır, yine o heyecanla beklediğimiz etkinliklere gider, seyahat ederiz.

 Bizi bilgilendirdiğin için teşekkür ederiz Pelin. Umarım bir gün birlikte Crémant içeriz  🙂 

Author: merve

Merve 1985 yılında doğdu. Katar’da yaşıyor. Tini mini ve deli ruhlu bir hanım olduğu için yaşının kadını olamadı. Hobi olarak sosyoloji okudu. Medya sektörünü kurtarmaya çalıştı olmadı. Erasmus’da tanıştığı arkadaşlarını ziyaret etme bahanesiyle gezmeye başladı. Önünü alamadık. İş gezisi dedi Orta Doğu’dan girdi Japonya’dan çıktı. Kocamla gezicem dedi 3 günde olsa Avrupa’ya kaçtı. Son durağı kürkçü dükkanı da olsa o gezmelere doyamadı, doymayacak.

2 Replies to “Yeni Başlayanlar İçin Lüksemburg

  1. Yaklaşık 8 aydır Almanya’nın Trier şehrinde yüksek lisans yapıyorum. Yaşadığım şehirden Lüksemburg’a ulaşmak 1 saat sürmesine rağmen şehir ve ülkedeki yaşamla ilgili çok fazla fikir sahibi olduğumu hissetmiyorum ne yazık ki. Bu nedenle röportajınız için çok teşekkür ederim. Lüksemburg’taki yaşamla ilgili ipuçları ve iş hayatıyla ilgili olarak Pelin Hanım’ın beğendiği ve yararlandığı kaynaklar mevcutsa kendisinden öğrenmeyi çok isterim.

  2. Oguzhan merhaba, oncelikle yuksek lisansinda basarilar diliyorum. Luxembourg’la ilgili sormak istedigin her seyi pelinuye@gmail.com adresine gonderebilirsin. Elimden geldigince cevaplamaya calisacagim. Ayrica Luksemburga tasindigimdan beri buradaki yasamla ilgili her seyi danistigim bir Facebook grubu var: Luxembourg Expats. Oraya da bakabilirsin. Trier covidden once en cok gittigimiz sehirdi, yine gelebiliriz umarim. Gorusmek uzere!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir