Thassos Adası

 

 

Bahar çocuğu olduğumdam olsa gerek Nisan’ın ilk haftasından itibaren içim kıpırdamaya başlıyor. Yerimde durmak istemiyorum. Haftasonu kaçamakları planlamaya başlıyorum. Yaza olan özlemimizi hafifleten güzel havalrın tadını çıkarmak için vizemiz de varken arabayla Yunanistan’a gitmeye karar verdik.   Arabayla Yurtdışına Çıkmak yazımda detaylı bilgileri paylaştım.

thassos ferry

Birkaç arkadaşımızın tavsiyesi üzerine biraz araştırınca Thassos yani Taşöz adası bizi cezbetti.  Cumartesi sabahı   erken saatlerde tekerlek  dönmeye başladı. Yol özürlü bir insan olduğum için özellikle yurtdışı seyahatlerinde Maps.me uygulamasını kullanıyorum. Offline çalıştığından internet paketi yemiyor, wifi istemiyor. Bilginize efenim. 

Sınırda kısa bekleyişimizi saymazsak İpsala’dan 2 saatte feribota bineceğimiz Keromati’ye geldik. Martılar eşliğinde yaptığımız 45 dakikalık feribot yolculuğunun sonunda Limenas sahiline vardık. Şansımıza hava günlük güneşlik. Bahar çoktan Ada’ya uğramış. Heryer yemyeşil. Derinden bir ohhhh çekiyorum ve baharı selamlıyorum.

Yolculuk beni hep acıktırır. Arabayı ara sokağın birine park edip hemen yemek için mekan arayışına girdik. Henüz sezon açılmadığı için merkez gayet sakindi. Deniz boyunca yürürken sahil kasabalarında görmeye alışkın olduğumuz minik bir çarşı çıktı karşımıza. Dükkanlarda hediyelikler, mayo, havlu gibi şeyler satılıyor.

Thassos

Küçük cafe ve restaurantların sıralandığı sahil şeridinde yürüyüşümüze devam ederken tarihi bir bina ile karşılaştık. Arkeoloji müzesiymiş. Bir sonraki ziyaretimizde gezmeye karar vererek mide gurultularıyla yürüyüşümüze devam ettik.

Yemeler İçmeler

Stratos

Limenas sahilinde klasik bir Yunan restaurantı görünümüne sahip Stratos’a oturmaya karar verdik. Thassos’a adım atar atmaz ilk girdiğimiz restaurantta bu kadar ilgili ve güleryüzlü garsonla karşılaşmak güzel oldu. Muhabbetin ‘Nereden?’ ile başlayan sorusuna cevap Türkiye olunca birkaç Türkçe kelimeyle sohbetimiz daha da renklendi. Belli ki Türkiye’den adaya ziyaret oldukça yoğun. Yediğimiz deniz ürünleri çok lezzetliydi. Burada kabak kızartması yemelisiniz. Demedi demeyin.  Menüde ev yapımı şarabı görünce hemen sipariş ettim. Denize karşı yarım litre buz gibi  şarabı ne ara içtim hatırlamıyorum.

Cafe Aeriko

Cafe Aeriko sahil boyunca yürüdüğünüzde sarı sandalyelerini görmemeniz imkansız. Buraların frappeleri meşhurmuş biz de yemek üstüne hemen iki frappe hüplettik.

limenas

 

Cafe Grill Platanos

thassos

Thassos’a gidince oğlak çevirme, kuzu tandır yemeden gelme dediler. İşin piri de Panagia köyüymüş. Bizim Türkiye’den gelen damak düşkünü turistler için restaurantlar kapılarına ‘kokoreç’, ‘oğlak’ yazılarını eklemişler. 

Panagia köyünün hemen merkezinde koca bir çınarın altında masaları bulunan Cafe Grill Platanos’a oturduk.Özlediğim tazelikte ve tatda domates ve soğanı greek salata da buldum. Yediğimiz her şey çok güzeldi. Fiyatları da gayet uygun.

 

 

 

 

 

Thalasino

Thassos’dan ayrıldıktan sonra İstanbul’a dönmeden son bir kez daha deniz ürünü yemek istedik. Keramoti’de arabayı park ettik. Liman olduğu için buradaki restaurantlardaki fiyatlar bize biraz pahalı geldi.

IMG_9313

Biz de en çok yerel müşterisi olan restauranta oturduk. İyi ki de öyle yapmışız. Yediğimiz her şey muhteşemdi. Midemiz mutlu biz mutlu.Mekanın ne internet sitesini ne de tripadvisor linkini bulabildim. Tabeladan tanırsınız artık.

KONAKLAMA

Hotel Blue Bay Studio Thassos

Mayıs ayında sezon henüz açılmadığı için konaklamayı planladığımız Golden Beach bölgesindeki bütün pansiyonlar sezona hazırlık aşamasındaydılar. Tavsiye üzerine internetten rezervasyon yaptırmış olduğumuz pansiyona gittiğimizde, yaz için hummalı bir çalışma olduğunu gördük. Pansiyonun sahibi Maria henüz açmadıklarını söyleyince biraz ilerisinde Hotel Blue Bay Studio Thassos oteli çıktı karşımıza. Sahile yakın pansiyonlardan ziyade tepede yer alan belli ki bölgenin yeni otellerinden biri. Bütün koyu görebildiğiniz bir manzarası var. Baktık fiyatlar da uygun. Hemen yerleştik.

golden beach

PANAGIA 

Golden Beach’e yakın bir dağ köyü Panagia. Oğlak çevirmesi, kuzu tandırı ile meşhur.  Biz yemeğimizi yedikten sonra eritme yöntemi olarak köyü gezdik. Zaten köy yamaçta olduğu için yedikleriniz illa ki eriyor.

panagia 2

Köyün meydanında amcaların kahvelerini içtikleri güzel bir köy kahvesi var. Kahvenin önünde buz gibi dağ suyunun aktığı bir çeşme. Teyzemler dükkan önünde oturmuş gıybetteler. Masanın üzerindeki tuzluğun içinde pirinç taneleri… Her şey ne kadar da tanıdık ve bizden. Komşudan öte iki kardeş gibiyiz.

panagia

Thassos gezisi boyunca deniz bana baktı ben denize baktım. Havanın ne yazık ki elverişli olmamasından dolayı mayolarımızı geri götürmek zorunda kaldık. Umarım bir sonraki yazım Thassos sahilleri üzerine olur.

İyi gezmeler 🙂

Author: merve

Merve 1985 yılında doğdu. Katar’da yaşıyor. Tini mini ve deli ruhlu bir hanım olduğu için yaşının kadını olamadı. Hobi olarak sosyoloji okudu. Medya sektörünü kurtarmaya çalıştı olmadı. Erasmus’da tanıştığı arkadaşlarını ziyaret etme bahanesiyle gezmeye başladı. Önünü alamadık. İş gezisi dedi Orta Doğu’dan girdi Japonya’dan çıktı. Kocamla gezicem dedi 3 günde olsa Avrupa’ya kaçtı. Son durağı kürkçü dükkanı da olsa o gezmelere doyamadı, doymayacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir