Fransa’nın Bretagne ve Normandie Bölgelerini Geziyoruz

 

Bretagne bölgesine gidiyoruz! Alışılmışın dışında, alternatif bir Fransa turuyla karşınızdayız! Kuzey Fransa’yı keşfe çıkıyoruz. Esas amacımız St. Malo ve Mont St. Michel’e gitmek. Ama gitmişken Bretagne ve Normandie bölgelerini de bolca keşfe çıkmak istiyoruzImage result for bretagne bölgesi

Türk Hava Yolları’nın sabah uçuşuyla Paris Charles de Gaulle havaalanına doğru yola çıkıyoruz. Havaalanından hemen arabamızı alıp yollara düşmemiz lazım çünkü Saint Malo – Paris arası 450 km, yani yaklaşık 5 saat yolumuz var.

Arabayı ben bir arkadaşımın tavsiyesiyle Pegasus’un araç kiralama sitesinden kiralıyorum. Firma zaten bildiğimiz bir firma – Avis. Çok uygun bir fiyata kiralamıştık. (5 gün için 650 TL-sanırım o zamanki kuru da düşünürsek 100 € civarı birşey oluyor, araç manuel Fiat 500)

Aracımızı hiçbir sorun yaşamadan havaalanından teslim alıp yollara düşüyoruz. Bu arada yollar hep paralı. Kart ile ödeyebiliyorsunuz. Biz gidene kadar yaklaşık 30 € yol parası verdik. Sanırım navigasyon paralı yollardan götürüyor, parasız yol bulup tercih edebilirsiniz.

Yol üstünde mola verebileceğiniz market/benzin istasyonu gibi yerler mevcut. Biz çok acıkınca o bölgeye özgü tereyağlı bisküvilerden alıp yolumuza devam ettik. Sonunda tüm gezimiz boyunca konaklayacağımız St Malo’ya varıyoruz.

St Malo

Konaklama

St Malo’nun kalbi Intra Muros’da atıyor. Fakat hem fiyat hem de araba park sorunu sebebiyle biz Ibis Styles Saint Malo Port ‘ta kaldık. Ortalama bir Ibis oteliydi. Bu arada konumu da uzak diye düşünmeyin. Intra Muros’a 15 dk yürüme mesafesindeydi. Biz hep arabayı otelin önüne bırakıp yürüdük.

Yeme-İçme İşleri

St Malo’da her mutfağı bulmanız mümkün. Bu küçücük memlekete çok fazla şey sığdırmışlar. Genel olarak Fransız mutfağına ait creperie ler yoğunlukta. Ama liman şehri olduğundan çok fazla deniz ürünü de bulabileceğiniz bir bölge.

Le Biniou – Menüsünde crepe, galette ve moules frites seçenekleri var. Biz hem kremalı midyesini hem de peynirli galetteini denedik. Galette yine krep gibi ama sanırım farklı bir un kullanıyorlar ve genelde tuzlu krepler oluyor.

Cafe de l’Ouest – Bistro tarzı bir menüye sahip. Ben spaghetti bolognese yiyip mide fesatı geçirecek kadar doyduğumu hatırlıyorum.

Pizzeria l’Olivier – Adı üstünde, pizzacı. Intra muros’nun dışında, deniz kenarından yolu takip ederek güzel bir yürüyüş ardından akşam yemeği yiyebilirsiniz. Çok salaş bir yer olduğunu söyleyeyim ama pizzası güzeldi.

 

 

 

 

 

Gaufrerie Maison Hector – Pembiş ponçik bir dükkan zaten görmemeniz mümkün değil. Bu waffle ya da amaan belçika waffleıymış diyip geçmeyin. Pişman olursunuz. Ben böyle birşey yemedim. Tatlıya düşkünlüğümü bilen bilir, sizi ne zaman yanılttım? Hergün birer tane nutellalı gaufre yemeden dönülmeyecek!

 

Denemeden dönmeyin

Gaufre – Yukarıda çok anlattım bir daha yazmayayım dedim 🙂

Moulles Frites – Kremalı midye ve yanında patates kızartması 2 kişilik müthiş bi’ öğün bence, bir de burada yiyin derim. Zaten her yerde büyük deniz ürünleri tabakları göreceksiniz.

Creme Brulee – Çoğu restoranda var.

Charly’s Bar‘da Nar şuruplu bira-teoride çok ağır olacakmış gibi gözüksede biranın tadını aşırı hafifleştiriyor..

-Market alışverişinde tereyağlı bisküvilerden almadan dönmeyin.

Bonus : Kouign Amann yerel bir hamurişi. Bana çok ağır geldi bunun yerine 3 tane daha nutellalı gaufre yiyebilirim 🙂

Neler Yapalım?

-St Malo kayalıklar üstüne kurulmuş eskiden korsanların evi olan bir şehir. Kayalıklar üstünde olduğundan fethedilmesi oldukça zor bir şehirmiş. Kale gibi duvarlarla çevrili bir şehir merkezi var. Intra muros zaten suriçi demek. Bu bölgenin her sokağında kaybolun, katedralini bir pazar ayini sonrası ziyaret edin ve yerel halkın neler yaptığını gözlemleyin.

-Surların tepesinden uçsuz bucaksız okyanus manzarası eşliğinde yürüyün.

 

 

 

-Aşağı sahile inin. Burada çok fazla gelgit oluyormuş. Hatta storylerimde bahsetmiştim. Sahilde ince uzun kazıklar var. Eski zamanlarda buralara insanları bağlayıp gelgit olduğunda boğularak idam ettiriyorlarmış. Detaylar için instagramımızdaki sabitlediğimiz hikayelere bakmayı unutmayın!

 

-Le chat qui danse** sokağının olduğu taraflarda sahilde kafeterya gibi bir yer var. Orada günü batırın ve yine lokallerle vakit geçirmenin tadını çıkarın.

-Eğlencesine St Malo’nun küçük Casino’sunu ziyaret edebilirsiniz. 1 € ya bet koyabildiğiniz makinalar bile var 🙂

-St Malo’da bol bol vakit geçirdikten sonra artık yakın şehirleri ziyaret etme vakti!

** Le chat qui danse – yani danseden kedi gerçekten bir kedi ardından ismi verilmiş bir sokak. St Malo kuşatma altındayken gelgit sebebiyle şehre yaklaşamayan patlayıcıyla dolu gemi patladığında bir şarapnel parçası buradan geçen kediye denk geliyor ve bu kuşatmadan sadece bu kedi sağ çıkamıyor. Bu sebeple de sokağa danseden kedi adını vermişler.

Cancale ve Mont St Michel

Bugün büyük gün! UNESCO mirası olan Mont St Michel’i görmeye gideceğiz. Sabah erkenden kalkıp kahvaltımızı yapıp yollara düşüyoruz. Önce Cancale diye küçük bir kasabaya uğrayacağız. Burada istiridye yetiştiriliyormuş. Arabayı açık otoparka parkediyoruz, ama aslnda istiridye pazarının yanında da 15 dklığına duraklama yapabileceğiniz yerler var.

Hayatımda ilk defa istiridye deniyorum. Burada hem istiridye yetiştirilen havuzlara inmeniz mümkün, hem de kurulan küçük pazardan istiridye alıp deneyebilirsiniz. Bana ne dersiniz bilmem ama tek alabildiğim deniz suyu tadı oldu benim istiridyeden. Baya da tadı geçmedi, ağzımda kaldı 🙂 Kısacık Cancale ziyaretimizi burada bitirip Mont St Michel’e doğru yola çıkıyoruz.

Yaklaşık 100 kmlik yolumuz var. Mont St Michel çok fazla turist alan bir yer. O yüzden burayı çok profesyonel bir turizm ortamına çevirmişler. Sistematik kocaman otoparklar – Otopark 14 €du- birkaç otelin ve restoranların bulunduğu bir tesis sizi karşılıyor. Biz birer kahve ve kruvasan için bu alanda kısa bir mola verdik. Bu sırada otobüs otobüs çekik gözlü turist bu alana vardı. Normalde shuttlelar ila Mont St Michel’e ulaşmanız mümkün ama biz o kalabalığı görünce yürümeye karar verdik.

Uzakta Mont St Michel’i göre göre uzun bir yoldan yürüyorsunuz. Etrafı biz ziyaret ettiğimizde baya kuraktı ama burada da çok gelgit olduğunu biliyoruz. Hatta Mont St Michel, Grand Be denilen adacık üstüne kurulu, bir de Petit Be var. Hatta ve hatta bu bölgede otlayan koyunların eti doğal tuzlu olduğundan(çünkü yosunlarla otlanıyorlar gelgitten ötürü) çok yüksek fiyatlı bir yemek olarak buradaki restoranlarda sunuluyor.

Mont St Michel’in içine girince kendinizi orta çağda hissediyorsunuz. Taş yapılar, daracık sokaklar turistlerle dolup taşıyor tabi. Biz manastırın içine girmek için 10€ vererek bilet aldık ama açıkçası içinde görülecek birşey yoktu bu yüzden aynısını yapmak zorunda değilsiniz diye düşünüyorum. Bu arada araştırırken öğreniyoruz ki manastırda yaşayan 44 kişi buradaki tek yerel halk. İçeride bir güzel dolaştıktan sonra Mont St Michel’den ayrılıyoruz.

 

Dinard

St Malo’da 1 günümüz daha var. Bu yüzden bir de Dinard‘ı ziyaret edelim diyoruz. Feribotla geçeceğiz. Gidiş dönüş biletimiz 8.5 €. Saatleri ise çok sık ama yine de bir gün önceden kontrol etmekte fayda var.

St Malo’dan ayrılırken müthiş bir manzarayı arkanızda bırakıyorsunuz. Aşağıda paylaştım.

Dinard şatolarıyla ünlü aristokratların yazlıklarının olduğu bir bölge. Kocaman bir plajı ve tepelerinde şatoları var. Genelde birkaç aile ortak kullanıyormuş bu şatoları çünkü bakımı için çok yüksek meblağlar gerekiyormuş. (1 Milyon € gibi)

Burada bir artisan çikolatacıdan(Alain Batt) karışık çikolatalar alıp şehri yürüyerek turluyoruz. 2 saat kaldıktan sonra da feribotla geri dönüyoruz. Biletlerin saati yok, gidiş dönüş alıp kullanabiliyorsunuz. Son saatlerimizi tekrar St Malo’da geçiriyoruz. Ertesi gün sabah erkenden kalkıp Paris Charles de Gaulle’e doğru gideceğiz.

 

Author: Dilhan

Dilhan 1990 yılında Eskişehir’de doğdu ve gözleri çekik. İlkokul yıllarında çok fazla japon şakalarına maruz kaldı ama henüz Japonya’ya gidemedi. Onun yerine Erasmus’la Torino’ya gitti ve Avrupa’yı gezdi. Bu sırada Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmeyi başaran Dilhan, şuan Koç Üniversitesinde MBA yapıyor ve çocuklara piyano dersi veriyor. En büyük hayali ise bir koalaya sarılmak :)

3 Replies to “Fransa’nın Bretagne ve Normandie Bölgelerini Geziyoruz

  1. Harika bir Normadie ve Bretagne gezisi gerceklestirmisiniz…
    Evet Fransa da harika gezilecek yerler var tarihsel ve Mimari acidan Honfleur, yada Etretat kayaliklarin oldugu yer…

    Bilgiler icin Dilhan Hanim cok tesekkürler….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir