Avrupa’nın Kalbi Prag

 

 

Prag, Doğu Bloğu ülkelerinin çoğunda hissettiğim garip bir hüzün ve sakinliğe sahip. Hitler’in bile bombalamaya kıyamadığı binalarıyla tarihin yaşam bulduğu bir şehir. Biranın sudan ucuz olduğu bir cennet. Böyle bir şehri kim sevmez ki?

prag_01

Gezi öncesi görülmesi gereken yerler listesi o kadar uzundu ki 2 günde hepsini gezebileceğimizi düşünmüyordum. Ama güne erken başlayınca Prag şehrini 2 güne sığdırdık. Her ne kadar gittiğimiz tarihlerde hava günlük güneşlik olmasa da bence Prag için gezilmesi gereken aylar Nisan ve Mayıs. Çünkü hem turist yoğunluğunu az hem de Prag biraz  soğuk ve puslu havanın şehri. Sanırım Rilke, Kundera, Kafka gibi ünlü yazarlara ilham veren de bu havalar olmuş.

prag_02

Nerede kaldım?

Airbnb üzerinden tuttuğumuz ev Praha 7 bölgesindeydi. Şimdi 7. Bölge uzak gelebilir ama değil. Tramvayla şehir merkezine 10 dakikada rahatlıkla ulaşım sağladık.  Hem turistik bölgeden uzak olmak bütçemiz için de iyi bir tercih oldu. Lokal yaşamı gözlemlemek açısından bu bölgeyi size tavsiye edebilirim.

Prag_03

Evin sahibi Tomas bizi beyaz şarapla karşıladı. Hoş sohbet arasında memleketlisini de bulmuşken mekan önerileri almak için defterimi çıkardım. Tomas, almış olduğum notları görünce tebessümle Prag’ın merkezini Disneyland olarak tanımladı ve bizi orada ne yaparsak yapalım pahalı olacağı konusunda uyardı. Hava güzel alın Becherocka’nızı (yerel likör) yürüyerek parka gidin takılın önerisinde bulundu.  Lokal gibi gezelim dediysek de o kadar değil Tomas kardeşim. Zaten güzel hava dediği 9 derece hissedilen 5!! Artık ne içiyorlarsa herkes şort t-shirt  geziyor. Buranın kışını düşünemiyorum. Neyse kendisinden evin çevresinde bulunan restaurant, café ve bar önerileri aldık ve gezimize başladık.

Nereleri Gezelim?

Tomas’ın Prag merkezi için yaptığı  ‘Disneyland’ tanımı çok yerinde bir benzetme olsa da görülmesi gereken yerler çok. Praha 1 bölgesinde çoğu mekanda fiyatlar yüksek. Zaten yerel halktan ziyade tamamen turistlerin işgal ettiği bir bölge.

Prag Old Town

Biz öğleden sonra şehire vardığımız için yemek yedikten sonra Mala Strana (küçük şehir),Stare Mesto (eski şehir) ve Old Town çevresini gezdik.Sokaklar, binalar o kadar güzel ki neredeyse adım başı fotoğraf çektim. Prag tarihinde komunizmin, savaşların ve devrimin etkileri yoğun olmuş. Şehrin içindeki birçok anıt ve heykelle tarih biz turistlere de unutturulmuyor.

IMG_0430 IMG_7502

Prag Kalesi’ne  şehre tepeden bakmak için gidilmeli. Gidişinizi sabah erkenden tramvay ile yapmanızı öneririm. Kalenin olduğu bölgede gotik St.Vitus Katedralini görebilirsiniz. Sonra yürüyerek 15.yüzyıla ait minicik evlerin olduğu     Golden Lane (Zlatá ulička)   sokağına giriş yapabilirsiniz. Biz özellikle Franz Kafka’nın 1. Dünya Savaşın’da yaşadığı evi  görmek için geldik. Ama giriş için gereksiz bir bilet uygulaması yapmışlar. Gezmek istemediğiniz kiliseler için de para ödemek zorunda kaldık. Bu durum biraz içimize oturdu.

Prag Kalesi Franz Kafka Ev

Şehri köşe bucak gezerken Karlův most (Charles Bridge) köprüsünü sanırım 3-4 kere geçtik. Her geçişimizde sokak müzisyenlerinin farklı tınıları bize eşlik etti.  Karlův most Prag’ın en ilgi çeken yerlerinden biri olduğu için deli gibi fotoğraf çeken onlarca turist arasında  artistik bir fotoğraf çekilebilirseniz helal olsun. Köprü üzerinde bulunan heykelciklerin ayaklarını okşarsanız tekrar geleceğinize dair bir inanç var. Sanırım doğru, çünkü heykeller okşanmaktan  renk atmış. Heykellerin arasında bir tane de Osmanlı figürü var. Dikkatinizi illa ki çekecektir 🙂

Karluv Most

Karluv Most_2

Yahudi bölgesi (Josefov) şehrin sakin ve etkileyici bölgelerinden. Prag Yahudi nüfusun yoğun olduğu şehirlerden bir tanesi olduğu için bu bölgede farklı önemlere ve mimari özelliklere sahip sinagoglar var. Mesela Old New Sinagog Avrupa’nın aktif olan en eski sinagogu. İspanyol Sinagogu ise sinagoglar arasında görkemli mimarisi ile göze çarpıyor. Franz Kafka zamanında buradaki sinagoglara katılmış ve anısına İspanyol Sinagogu’nun önüne güzel bir heykelini dikmişler. Cumartesi günleri ziyaretçilere kapalı olduğu için sinagogları gezemedik.Zamanımız olsaydı Terezin toplama kampını da görmek isterdim.

Old New Sinagog franz kafka heykeli

 

Gelelim şehrin en sevdiğim  bölgesine Kampa Adası (Na Kampě).Turist olmama rağmen etrafta delidana gibi koşturan onlarca ben olduğunu görünce insanın sakin bir yere kaçası geliyor.

 

Kampa Island

Kampa Adası Vltava nehiri üzerinde bulunan Prag’ın merkezinde gizli bir cennet.  Kocaman bir parkı ve bahçesinde güzel eserlerin yer aldığı bir sanat müzesi var. Kampa Adasının girşinde sağ tarafta John Lenon anısına yapılan duvarı görmemezlik etmeyin.

 

kampa park

NE YESEK? NE İÇSEK?

Mekan önerilerimi vermeden önce şunu söylemeliyim ki sigara içenler  Prag’da yaşadı! Çünkü kapalı mekanda sigara içilebiliyor. Hatta bazı mekanların en köşe bucak yerleri sigara içmeyenler için ayrılmış.Yerel mutfağı ağırlıklı olarak et ürünlerinden oluşuyor. Domuz yemiyorsanız aç kalma olasılığınız yüksek.Böyle bir durumda merkezde bulunan İtalyan, Amerikan mutfaklarını tercih edebilirsiniz.

IMG_6770IMG_7168IMG_6771

Ne içerim diyorsanız tabi ki bira. Yerel biralarından bazıları Pilsen,Kozel,Bernard.  Yeşil cini gösteren bizim limon kolonyasıyla aynı alkol oranına sahip Absinthe de içebilirsiniz. Lakin ben beğenmedim. Ben Jagermeister familyasından Becherocka likörünü beğendim. 

Café Savoy

CAFE SAVOY

 

Mekan önerilerime kahvaltı ile başlamak istiyorum. Ben nereye gitsem önceden internette kahvaltı mekanları araştıran bir insanım. Prag içinde Cafe Savoy kahvaltısı ile öne çıkan nostaljik bir yer. İki gün boyunca kahvaltımızı burada yaptık. Savoy kahvaltı tabağından iki tane alırsanız indirim yapıyorlar. Hatta yiyemezseniz sandviç yapın öğlene atıştırmalık olur. Portakal suyunu kesin deneyin. Tatlılarını da kendileri yapıyorlar. Tuvalate  giderken mutfaktaki hummalı çalışmayı izleyebilirsiniz. Biz sabahın köründe kapıda beklediğimiz için yer bulabildik ama  rezervasyonsuz almıyorlarmış.

 

 

 

Potrefená Husa

potrefena husta

Tomas’ın tavsiyesi üzerine gittiğimiz ve  kaldığımız yerin yakınında bulunan bir restaurant.  İlk gün çantaları odaya atıp öğle yemeğimizi burada yedik. Ben hamburger, eşim domuz ensesi yedi. Evet kulağa hoş gelmiyor ama eti gayet lezzetliydi 🙂

Her damak zevkine uyacak bir menüleri var. Fiyatları da gayet makul.Şehir merkezinde de bir şubeleri varmış.

 

 

 

Nase Maso

nase masoKasapta akşam yemeği olur mu oluyormuş. Mekanın küçük bir alanı restaurant olarak hizmet veriyor. Seçtiğiniz eti oracıkta cızbız yapıyorlar. Özellikle bizim gibi şarküteri ürünleri seviyorsanız mekan kapanmadan yetişin. Beer Museum karşısı.

Prague Beer Museum 

Bira cennetinde 2 günde kaç çeşit bira deneyebiliriz sorumuzun yanıtı bu mekan oldu. Önümüze katalog gibi bir bira menüsü geldi. İsterseniz herhangi birinden tadabilirsiniz yada bizim yaptığımız gibi 10 popüler birayı isteyebilirsiniz. Küçük su bardaklarıyla servis ediyorlar. Fişin üzerinde de sırasıyla hangi bira olduğu yazıyor. Beğendiklerinizin adı ne içinde ne var katalogtan öğrenebiliyorsunuz. Çakır keyif olmak garanti.

U Medvidku

medvidku

Eskiden bira fabrikası olan restauranın tarihi 1466 yılına uzanıyor. Mekanın içi tahta masalarla ve sokak isimleriyle dekore edilmiş. Belli ki her kuşaktan insanın uğrak mekanı. İki yaşlı teyzem biraları eşliğinde koyu sohbetteydiler. Uzun bir masada bir haftasonu yemeği için gelen kalabalık bir grup vardı. Kendi üretimleri olan biralarını içmelisiniz.

Biranın yanına ‘beer cheese’ diye atıştırmalık söyledik. Yağlı kızarmış ekmeğin üstüne soğan peynir karışımı bir meze sürüyorsunuz. Baya lezzetli.

 

 

 

 

 

 

Výtopna

vytopna

Gittiğimiz en eğlenceli restaurant. İçeceklerinizi masanıza oyuncak trenler getiriyor.  Valla bu fikri kim bulduysa tebrik ediyorum. Tahmin edersiniz ki çocuklu ailelerin yoğunlukta olduğu bir mekandı. Biz de içimizdeki çocuğu sevindirdik. Mekana yemek için giderseniz yer için sıra bekleyebilirsiniz.

 

 

 

 

 

Cafe Slavia

Nazım Hikmet’in Prag şiirlerini yazdığı ve birçok ünlü edebiyatçının müdavimi olduğu  cafe. Cam kenarında oturursanız nehir ve  şato manzarasına karşı kahvenizi içebilirsiniz. Cafenin duvarlarında ünlü isimlerin siyah beyaz fotoğrafları asılı.Bakalım siz de Nazım’ın fotoğrafını bulabilcek misiniz?  😉

cafe slavia

Ne alsam?

Prag tahta oyuncakları ve kuklalarıyla meşhur. Güzel bir kuklacı bulursanız kukla almanızı tavsiye ederim. Ama benim gördüğüm kadarıyla Eminönü stili fabrikasyon oyuncaklar burayı da ele geçirmiş. Bunun dışında kedi ve Kafka severler için birçok ürün var. Tomas ise bu ürünlerin çoğunun Rus malı olduğunu Çek Cumhuriyetin’de üretilen ürünleri Manufaktura mağazasından alabileceğimizi söyledi. Manufaktura tahta oyuncak, seramik eşyaların ve doğal bakım ürünlerin olduğu mis kokulu güzel bir mağaza. Bunun dışında dandik magnetlere hiç para harcamayın anacım.

old town

Haftasonu Prag gezisi bizim için ekonomik bir tatil oldu. Prag’da dikkat etmeniz gereken bazı şeyler var. Birçok turist para bozdururken ciddi problemler yaşamış ve kazıklanmışlar. Biz aynı problemleri yaşamamak için önceden Kapalıçarşı’dan kronumuzu aldık. Siz de paranızı bozdururken kur hesaplamalarını dikkatli yapın. Sephia renklerinin hakim olduğu Prag’ın sokaklarında dolanırken burnunuza ürik asit kokusu gelebilir. 🙄 Adamlar haklı demek içimden gelmese de şu bir gerçek bira işetiyor ve millet sokaklara işiyor. Sokak isimlerini söylemek ve akılda tutmak çok zor. Haritasız yada uygulamasız gezmeyin.

 

İyi tatiller  :mrgreen:

Author: merve

Merve 1985 yılında doğdu. Katar’da yaşıyor. Tini mini ve deli ruhlu bir hanım olduğu için yaşının kadını olamadı. Hobi olarak sosyoloji okudu. Medya sektörünü kurtarmaya çalıştı olmadı. Erasmus’da tanıştığı arkadaşlarını ziyaret etme bahanesiyle gezmeye başladı. Önünü alamadık. İş gezisi dedi Orta Doğu’dan girdi Japonya’dan çıktı. Kocamla gezicem dedi 3 günde olsa Avrupa’ya kaçtı. Son durağı kürkçü dükkanı da olsa o gezmelere doyamadı, doymayacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir