1 Günlük Paris – Nereleri gezelim, ne yiyelim?

Paris’te gezilecek yerleri kısa kısa anlatmaya çalıştık. Paris’e bir türlü ısınamasam da yolum birkaç kez buraya düştü. Bu da 4. gelişim. Ama Paris’e gelmek için en mantıklı neden bence Disneyland’a gitmek. 21-22 yaşındaydım sanırım gittiğimizde ve çook eğlenmiştik. Neyse, bu yüzden bu yazıda da çok detaya girmeden listeler halinde Paris’te yapabileceklerinizi anlatacağım.

Paris’le ilgili önemli notlar

  • Ulaşım : Metroyla her yere ulaşabilmeniz mümkün. 10’lu bilet alırsanız daha uyguna geliyor. Hepsi tek kullanımlık olduğundan eğer bir de kalabalıksanız bölüşüp bölüşüp kullanabilirsiniz.
  • Havaalanı : Bu sanırım diğer havaalanları için de geçerli ama özellikle CDG için söyleyebilirim ki trenden havaalanına indiğinizde sizi kontrolörler karşılıyor. Ellerinde pos cihazı. Gelin bakalıım diyerek

Paris’te fotoğraf çekmek için gidebileceğiniz yerler

  • Sorbonne Üniversitesi : Sorbonne tabi ki aşağıdaki fotoğraftan ibaret değil. Burası Place de la Sorbonne’dan bir kare.

  • Eiffel fotoğrafları için:
    • Trocadéro : Çoğu kişinin Eiffel’i fotoğraflamak için tercih ettiği nokta. Biz bu gezimizde gitmedik ama önceden burada fotoğraf çekilmişliğim var 🙂
    • Rue de l’universite : Bu sokağı ilk defa bu gezimizde keşfettim. Daha tenha olduğundan güzel fotoğraflar çekeceğinize eminim!

  • Pont de l’alma : Eiffel’den uzaklaşıp dönüş yoluna geçmişken Seine nehri üstünde bu köprüden karşıya yürüyerek geçerken arkamızı döndüğümüzde aşağıdaki manzarayla karşılaştık.

  • Shakespeare and company: Tabi ki burayı es geçmeden olmaz. İçerisi turist dolu, gerçek amacıyla – yani kitap almak için- gelen kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez belki. Yanında cafesi de var. Çok eski bir kitapçı burası, Notre Dame’ın orada. Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald, Ezra Pound gibi yazarlar zamanında bu tarihi kitapçıda takılıyormuş. Buraya yazdık ama dikkat, içeride fotoğraf çekmek yasak.

  • Jardin du Luxemburg: Şöyle bir sandalye çekeyim kendime oturayım, oturmuşken de 1-2 fotoğraf çekeyim. Pret a Manger’den aldığım sandviçimi yiyeyim, kahvemi içeyim.

  • Le Marais: Sokakları pek hareketli, butik dükkanları ve cafelerini ziyaret edebilirsiniz.

  • Louvre: Bir Paris klasiği olarak Louvre Müzesi bahçesinde gezinmeden, meşhur piramitleri çekmeden olmaz. Hatta o piramitleri ucundan tutayımcıları da bol bol göreceksiniz.
  • Cafe Odette: Burayı internette çok görmüştüm. Tam Parisienne bir kare yakalamak isterseniz kısa bir uğrayın derim.

  • La Fayette – teras : La Fayette alışveriş merkezinin içi de zaten yeterince fotoğraf çekmelik ama biz en üst katına, terasa çıkmanızı da önereceğiz. Burada hem Eiffel’i uzaktan göreceksiniz hem de güzel bir Paris şehir manzarası yakalayabilirsiniz.
  • Saint Germain : Yine sokakları pek hareketli bir bölge. Özellikle akşam sokak çalgıcılarına denk gelebilirsiniz.
  • Bonus1 : Notre Dame.
  • Bonus2 : Sacre Coeur. Burası aşırı turistik ve göçmenlerin çok olduğu Montmarte’da olduğundan önceki gezdiklerim yetti, bu sefer gitmedim. İlk defa gidiyorsanız tabi ki uğrayın derim. Hatta oraya gitmişken şu Sinking House (bkz. Google) fotoğrafını da çekersiniz bizim için.

 

Paris’te kahve içebileceğiniz yerler

cafe oberkamf – Buraya açıkçası önünden geçerken uğradım diyecekseniz gidin, ama burası için yollar gelmeyin. Biz kahvaltısının övüldüğünü duyup geldik. Zaten küçücük bir kafe. Kahvaltı menüsünde 3 tane şey var. Öyle olunca birer Allonge içip kalktık ve Hollybelly’e gittik. Kahvesine de çok bayılmadım.

KB cafeshop – Burası 3. dalga kahvecilerden. Dışında oturup tam gelen geçeni izlemelik. Ayrıca kahve tadımı hakkında bilgi vermeye de çok istekliler.

Paris’te kahvaltı ve akşam yemeği

holybelly : Arkadaşlar! Sıra beklemeyi göze alıyorsanız gidiniz. Tripadvisor’da en üst sıralarda olması sebebiyle turistlerin göz bebeği bir yer. Amerikan kahvaltısı sunuyor. Kahveleri kocaman ve güzel. Pankek, baconlı yumurları kahvaltılar söyleyebilirsiniz. Yine müthiş bir çeşitlilik yok ama biz karnımızı güzelce doyurduk. Paris’te olduğunuzu unutmayın, kişi başı 15-20€’luk olacaksınız.

Des Gâteaux et du Pain 20/20: Hollybelly sırasında orada yaşayan arkadaşımızla beklerken yakındaki bir kruvasancıdan bahsetmişti. Hatta sırada bekleyen birilerinin elinde paketini de görmüştük. Ben bir mekan için sıra mıra beklemem derseniz burayı denemedim ama güzel diyorlar. Al kruvasanını, kahveni çık!

pret a manger: Gönüllerin şampiyonu canım Pret a Manger.(pretamanje diye okunur) İlk Londra’da gönüllerimizi fethetmişti, gerek kahvesi, gerek taze kruvasanları, taptaze sürekli yenilenen sandviçleriyle biz kahvalta ve öğle yemeği için burayı çok seviyoruz. O yıldız logosunu görünce bir mutlu oluyoruz. Paris’te de bol bol her yere yayılmışlar. Ton balıklı baget sandviçini çok severiz. Bir de kasa yanında satılan browniesini.

le relais de l’entrecote: Sıra beklememcileri bir sonraki başlığa alalım. Bu paragraf 1 saat sıra bekleme garantili. Ama Paris’e gelen herkesin ilk akşam yemeği durağı olan relais de l’entrecote’a tabi ki gitmemezlik yapmayacaktım. Bu 3. ya da 4. gidişim. Akşam saat 7 de açıyorlar. Biz de otelimize yakın diye 18.50 civarı gittik. Kuyrukta 80 kişi vardı..Ve de bir sürü Türk tabii. Ama o kadar sistematik bir şekilde sıra ilerledi ki şaşırdık. İlk içeri alınan grupta yer aldık ve saat 19.20’de masamıza oturmuş sipariş veriyorduk. Zaten fix menü – Cafe de Paris soslu antrikot geliyor, sadece pişme derecesini söylüyorsunuz. Bu Avrupalılar çok kanlı sevdiğinden ben hep garanti olsun diye well-done istiyorum. Önden salata geliyor. Sonra ikişe kere et ve patates servisiniz yapılıyor. Yemek gerçekten lezzetli, sanırım fix menü 27€ gibi bir şeydi. Bir de şarap söylerseniz 2 kişi 65-70€ civarı bir hesap ödeyerek kalkıyorsunuz. Birkaç şubesi var, biz Saint Germain’dekine gittik.

 

Paris’te tatlı yiyebileceğiniz yerler

pierre herme : Buralara gelmiş macaron yemez miyiz? Burası ger-çek-ten çok iyiydi. Ben ıspahan çok seviyorum. Sanırım böğürtlen-bişey karışık tam bilmiyorum 🙂 Ama macaron çok pahalı bir şey tabi insan üzülüyor. 1 tanesi 3€ falandı sanırım.

l’eclair de genie – Burası bir eklerci. Ama makaron dururken sanırım burayı çok övemeyeceğim. Biz karışık küçük paketinden aldık. Bir büyük ekler 6€. 4 tane küçük eklerin olduğu paket 12€. Burası da yine pahalı geldi bana ve çok da bayılamadım.

Sokak krepçileri! Diyecek çok birşey yok. Bulduğunuz her krepçide bir tane de Nutellalı krep benim için yiyin. İstanbul’da böyle bir furya olsaydı sanırım şeker komasına girerdim.

 

Author: Dilhan

Dilhan 1990 yılında Eskişehir’de doğdu ve gözleri çekik. İlkokul yıllarında çok fazla japon şakalarına maruz kaldı ama henüz Japonya’ya gidemedi. Onun yerine Erasmus’la Torino’ya gitti ve Avrupa’yı gezdi. Bu sırada Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmeyi başaran Dilhan, şuan Koç Üniversitesinde MBA yapıyor ve çocuklara piyano dersi veriyor. En büyük hayali ise bir koalaya sarılmak :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir