Şatoları geziyoruz! Loire Vadisi’nde 2 Gün

Fransa’nın şato bölgesi Loire Vadisi’ne gidiyoruz! Bretagne gezimizden sonra Fransa’da alternatif bir rotayla yine karşınızdayız! Bretagne yazımızı okumadıysanız şuraya tık tık.

Loire Vadisi, Loire nehri boyunca Orleans’dan Nantes’e kadar uzanıyor. Biz bu gezimizde en uzak nokta olarak Tours’u belirledik çünkü sadece 2 günümüz vardı. Bu bölgede Unesco Dünya Mirası listesinde bulunan 42 şato mevcut. Biz en popüler 3 tanesini ziyaret edecek şekilde programımızı yaptık.

Image result for loire valley map"

Ulaşım

Loire Vadisi turumuz için biz araç kiralamayı tercih ettik. Paris – CDG havaalanından arabamızı teslim alıp direkt yola çıktık. 2 günlük araç fiyatı 65 €. Benzin + yol parası olarak da toplamda 70 €’ya yakın harcama yaptık. 4 kişi olduğumuzdan bizim için çok uygun bir ulaşım oldu.

Konaklama

Instagram’dan bizi takip ediyorsanız bol bol kaldığımız oteli paylaştım çünkü övmelere doyamıyorum çünkü fiyat-performans olarak hiç bu kadar güzel bir otelde kalmamıştım. Sans Souci Bed & Breakfast, booking.com puanı da 9.8 zaten. Storyleri sabitledik  kesin girin bakıın! (@lokalturist)

Üstteki ben, kahvaltı üstüne 2. kahvemi içerken ve azıcık yağmur atıştırırken.

Açıkçası en başta oralara kadar gitmişken şatoda mı kalsak diye çok düşündük. Çünkü normalde konaklamaya ödediğimiz ortalama ücretin çok az üstünde de olsa değişik bir deneyim olur diye düşünüyorduk. Ama şatodaki odalar çok eski ve bakımsız gözüktüğünden pek emin olamamıştık.

Bu oteli arkadaşım buldu. Hemen rezervasyon yapmak istedik ama Booking.com’da tükenmişti. Otele mail atarak şansımızı denedik ve 1 oda ücretini peşin ödeyerek rezervasyonumuzu yaptık. Yani olur da bookingde bulamazsanız kesin otele e-mail atın!!

O zaman oteli övmeye devam ediyorum. Oteli 2 Avustralyalı Matthew and James işletiyor. Bizi vardığımız akşam James karşıladı ve hemen odalarımıza yerleştirdi. Odada bizi ev yapımı makaronlar bekliyordu 🙂 Otelde sadece biz olduğumuzdan oturma odası gibi bir alanda isterseniz netflix var buyrun takılın bile dedi James 🙂

“Amaan Fransız kahvaltısı bi kruvasan bi kahve” diye uyandığımız sabahta bizi Matthew karşılıyor. Kendisi şefmiş. Masamız zaten hazır, oturuyoruz. Kahve siparişlerimiz alınıyor  ve 2 dk sonra yeni yapılmış sıcacık krepler ve blueberry muffinlerimiz geliyor. Bunun dışında 2 sepet çıtır çıtır kruvasan ve pain au chocolat, 4-5 çeşit reçel ve nutellamız var. Bitmedi. Kahvaltı menüsünden ayrıca baconlı yumurtalar ya da peynir tabağı gibi seçeneklerden seçtiriyor herbirimize James.

Müthiş doyduktan sonra muffinleri yanımıza almak istediğimizden bize kilitli poşete kadar veriyorlar. İkinci kahvelerimizi de hafif yağmur atıştırırken bahçede içiyoruz.

Daha önce hiçbir yazımızda bu kadar konaklama bölümünü uzatmamıştık. Eğer Loire Vadisi planı yapıp burada kalmazsanız çok pişman olursunuz 🙂 Biz sırf tekrar orada kalmak için gitsek mi bir daha diye düşünüyoruz. 🙂

Gezilecek Yerler

Konaklamayı övmekten tura başlayamadım. O zaman size gezdiğimiz şatolardan bahsetmeye başlayayım. Önce şunu söylemeliyim ki toplamda 42 şato var bu bölgede. Biz bu listeyi daraltmıştık ama tabi zamanımız aşırı kısıtlı olduğundan daha da daraltmak durumunda kaldık ve sadece 3 ünü gezebildik. Ama vakti bol olup daha fazla şato gezmek isteyenler için listeyi de yazının sonunda paylaşıcam. 🙂

1.Chambord

İlk ziyaret ettiğimiz şato. Blois’ya gelmeden yolumuzun üstünde olduğundan, otele gitmeden önce burayı ziyaret ettik. Görür görmez o kadar etkilendik ki acaba ilk bunu görmese miydik dedik ama aşağıda bahsedeceğim diğerleri de çok güzel merak etmeyin 🙂 Burayı 1. François av köşkü olarak yaptırmış. Koccaman bir orman içinde. İçeri girmek ücretsiz, yani en azından bahçesinde gezebiliyorsunuz. Biz burada şatoya girmedik ama bahçesinde kafeler var ve çevrede yaşayanların buraya günlük yaşamlarında geldiklerini gördük.

Otopark ücretli yalnız, sanırım 6€ gibi bir şeydi.

2.Chenonceau

Ertesi gün ilk ziyaret ettiğimiz şato Chenonceau, kaldığımız yere de çok yakındı kahvaltıdan sonra hemen gittik. Saat 11 civarı olmasına rağmen baya kalabalıktı, gün içerisinde daha da kalabalıklaşıyor olabilir. Biz neyse ki bilet alırken çok sıra beklemedik. Bu şatonun otoparkı ücretsizdi fakat bahçesine bile girmek için bilet almanız gerekiyor. Biz buralara kadar gelmişken çok hesap yapmadık ve bilet aldık. Ücreti 14€. Hem bahçeyi hem de şatonun içini gezebiliyorsunuz.

İçeri girince çok büyük bir alan sizi karşılıyor. (Fotoğraflardan da belli oluyordur diye düşünüyorum) Sadece bahçesinde ve ormanlarında vakit geçirmek bile 1 saate yakın zamanınızı alabilir. Yağmur yağmasına rağmen biz toplamda 1.5 saatimizi burada geçirdik.

Nehir üstüne kemerlerle kurulu olması sebebiyle de bu bölgedeki oldukça popüler şatolardan biri Chenonceau. Bu yüzden Loire Vadisi’ne geldiyseniz listenize eklemeyi unutmayın. Şatonun içini gezerken İtalya’nın her köşesinde karşımıza çıkan Medici adı yine bizi karşılıyor ve helal olsun her yerdesiniz diyoruz. Biraz araştırınca öğreniyoruz ki Fransa Kralı 2. Henry burayı aslında metresine hediye etmiş. Eşi Kraliçe Catherine de’ Medici, Kralın ölümünden sonra metresi şatodan kovmuş ve kendisi için renove etmiş. Aşağıda da şatonun içinden birkaç kare paylaştım.

3.Cheverny

Image result for tintin cheverny"

Gelelim 3. ve son ziyaret ettiğimiz şatoya. İnternette Tintin şatosu olarak da geçen bu şato bizi dış bahçe süslemeleriyle mest etti. Öncelikle yukarıdaki benzer işler fotoğrafıma dikkat çekmek isterim – sarı çantalı ben 🙂 Bu arada eğer Tintin fanıysanız şato içerisinde bir bölümde Tintin sergisi var, ayrı ücrete tabii olarak.

 

Bu şato için de sadece bahçesini de görmek isteseniz bilet almanız gerekiyor. Bilet ücreti 12€. Cheverny dönemsel olarak temalara göre süsleniyormuş. Biz Autumn Fest’e denk geldik, bu yüzden her yer balkabaklarıyla süslüydü. Noel zamanı da çok güzel süsleniyormuş. Ziyaretlerinizi özellikle o dönemlere göre planlayabilirsiniz.

Bu arada şatoların açılış kapanış saatlerine dikkat edin. Biz ilk gün buraya da gelmiştik aslında ama kapıda kaldık 🙂

Bu şatoyla ilgili başka önemli bir bilgi de bir bölümde 40-50 köpeğin bakılması. Bu alanın yanında köpeklerin günlük bakımıyla ilgili de bir sürü bilgi veriliyor. Oraya özel bir ırk olduğunu düşünüyorum.

 

Tüm şato listemiz : Chambord(Beauty and the Beast), Chaumont(Cinderella), Cheverny(Tintin), Villandry(bahçesi çok güzelmiş), Blois, Chenonceau, Usse(Uyuyan Güzel)

Parantez içinde belirttiklerim de ilham oldukları filmler/kitaplar.

Amboıs

Yolumuzun üstü olduğundan küçük bir kahve molası veriyoruz burada ve otelimizden aldığımız ev yapımı blueberry muffinlerimizi yiyoruz. Asılnda burada da küçük bir şato var kaleye benzeyen, ama biz daha çok bahçeli şatoları görmek istediğimizden burada çok vakit harcamıyoruz.

BloIs

Paris’e dönerken son kez bir de Blois’ya uğruyoruz. Buradaki şatoyu yine içine girmeden şöyle bir dışarıdan bakıp çıkıyoruz. Tam bu sırada da meydanda sihirbazlık müzesi gibi bir yerin tuhaf dinazorlu gösterisine denk geliyoruz. Merak ettiniz mi? O zaman tüm detaylar için storylere bekliyoruuz.

Yeme-İçme konuları

Bu başlık altında çok değerli bilgiler bulamayacaksınız çünkü bu bölgede yemek konusu gerçekten sıkıntılı. Restoran sayısı çok az ve olanlara da güzel demek için 1000 şahit ister. Normalde bir yere gitmeden önce yapabileceğim tüm araştırmaları yapmama rağmen güzel bir kafe bile bulamadım. Bu sebeple biraz spontane takıldık. Otel konusunda çok şanslı olduğumuzdan müthiş bir kahvaltı ettik ve o günü akşama kadar geçiştirmemize yardımcı oldu. Ara öğünleri de marketten aldığımız şeylerle geçiştirmeye çalıştık.

Bir akşam yemeği için mecbur yakın olsun diye Montrichard’a gittik. Gözümüze bir yer kestirip 45 dk sıra bekledik ama yemekler çok ağır geldi. Çok tavsiye edemicem, o yüzden buraya sırf bence gitmeyin demek için not düşüyorum: Le Procopio.

Yol üstü duraklarından da bahsetmem gerekirse öyle müthiş yemekler beklemeyin. Bizim havaalanından ilk şatoya ulaşmamız yaklaşık 3 saat sürdü. Yoldaki benzinciler genelde büyük ve içerisinde meşhur fast food zincirleri var. Mc Donalds, Pizza Hut ya da Paul(Fransa’da çok var) Onun dışında marketlerden de sandviç, kahve vb şeyler alabilirsiniz.

 

Author: Dilhan

Dilhan 1990 yılında Eskişehir’de doğdu ve gözleri çekik. İlkokul yıllarında çok fazla japon şakalarına maruz kaldı ama henüz Japonya’ya gidemedi. Onun yerine Erasmus’la Torino’ya gitti ve Avrupa’yı gezdi. Bu sırada Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmeyi başaran Dilhan, şuan Koç Üniversitesinde MBA yapıyor ve çocuklara piyano dersi veriyor. En büyük hayali ise bir koalaya sarılmak :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir