Hamburg’dan Notlar

Konaklama

IMG_0230

 

Gittiğimiz dönemde Hamburg’da en kötü oteller bile pahalıydı. (2 gece için kişi başı 500-600 TL) Biz de bu sebeple Airbnb’den ev ayarladık. Ev fiyat olarak çok uygundu (2 gece kişi başı 240 TL), lokasyon olarak da hem merkezi hem de güzel bir mahalledeydi. Ama evde değişik dekoratif eşyalar vardı. (Salıncakta sallanan küçük kız çocuğu fotoğrafı gibi :)) Yine de rahat ettik ama yurtdışına gidince başkalarının evinde kalma konseptini bana bir kere daha düşündürttü.

Ev burası .

 

 

Havaalanından Şehir Merkezine ve Şehiriçi Ulaşım

Hamburg’a biz Pegasus’la uçtuk. Havaalanına gelince “welcome – tourist information” kiosk’unu bulun. Buradan haritalarınızı ve dilerseniz günlük toplu ulaşım biletinizi edinebilirsiniz. Biz Hamburg’a 4 kişi gittiğimiz için günlük 5 kişiye kadar kapsayan grup biletinden aldık (11.80 €)- bu bileti metro içindeki ve bazı otobüs duraklarındaki makinalardan da alabilirsiniz.- Havaalanından S1 trenine binerek şehir merkezine ulaşabiliyorsunuz. Biz Hauptbahnhof (merkez tren istasyonu) da inip kaldığımız yere yürüdük. (St Georg)
Şehiriçinde genelde otobüs kullandık. Otobüslerin geçtiği büyük duraklar tabelalarda yazdığı için hangi otobüse bineceğinizi az çok kestirebiliyorsunuz bu sebeple ulaşım konusunda hiç zorlanmadık. Metroyla gittiğimiz yerler de oldu ama şunu söyleyebilirim ki Hamburg’da her yer Rathaus’a çıkıyor ve aslında uzak diye düşündüğünüz yerler birbirine çok yakın. Yani hava soğuk olmasa yürüyerek gezmek için ideal bir şehir.

Yeme – İçme

Öncelikle uyaralım. Hamburg’da yemek yemek gerçekten çok zor. Mekanların az insannların çok olmasından mıdır nedir, her girdiğimiz yerde duyduğumuz ilk iki cümle şunlardı”-rezervasyonunuz var mı? -hmm o zaman 30-40 dk beklersiniz.” Eğer daha da iddaalı bir yerse “valla bilmiyorum 1 saat bekleyebilirsiniz” cevabını da alabilirsiniz, hem de sabah sabah, kahvaltı yeri ararken. ( Şair burada Nord Coast ‘tan bahsediyor, buyurun linkini buraya bıraktım )

Bazen ise yer olduğu halde şöyle şeyler de yaşayabiliyorsunuz. “4 kişiyiz. – 4 kişilik yerimiz yok malesef. – orada 3 kişilik masaya 1 sandalye eklesek? – ee… bilmem ki taşıyabilir miyiz , hmm tamam olabilir galiba”

Sonuç olarak denemek isteyip de deneyemediğimiz yerler ve deneyebildiğimiz yerlerden bahsedicem biraz.

Deneyebildiğimiz yerler :

Processed with VSCO with hb1 preset

Burgerleich: Yaklaşık 40 dk yer beklediğimiz, beklerken bedava bira ikram ederek kendini biraz da olsa affettiren yer. Siparişinizi masadan çıkan tabletlerden verip size verilen karta okutuyorsunuz. Çıkmadan önce de kasaya gidip kartı göstererek ödemenizi yapıyorsunuz. Hamburger güzeldi ama hayatımda yediğim en iyi hamburger değildi. Diğer hamburgercilerle karşılaştıracak fırsatımız ve yerimiz olmadığı için Hamburg’daki en iyi hamburgerci burasıydı diyemeyeceğim. Siz biliyorsanız yorumlara yazabilirsiniz 🙂

Mio: Burayı geldiğimiz ilk gün soğuktan ve susuzluktan (bu kısmı da anlatıcam) kendimizi atacak bir kafe ararken bulduk. Alster gölü manzaralı baya tatlı bir yer. Ertesi gün de 1.5 saat kahvaltı edecek yer aradığımızda kurtarıcımız oldu. 2 kişilik kahvaltı devasa birşeydi ve 18 euroydu. Biz 4 kişiydik ve keşke 1 kahvaltı söyleseydik diye pişman olduk.

 

 

IMG_0114

hamburg kahvaltı

 

 

 

 

 

 

 

Brauhaus Joh. Albrecht: Burayı açıkçası araştırıp bulmadık, önünden geçerken spontane beğenip girdik. Akşamüstü atıştırmalık ortaya birşeyler söyleyip bira içtik. Akşam tekrar önünden geçtiğimizde baya kalabalıktı, eğer akşam yemeği için gitmeyi düşünürseniz yine rezervasyon gerektirebilir.

 

Biz deneyemedik siz deneseniz ne güzel olur dediğimiz yerler:

Peter Pane ve Otto’s Burger : Hamburger denince önerilen diğer 2 restoran da burasıydı. Kaldığımız eve aşırı yakın (yürüyerek 2 dk) olmalarına rağmen o telaş arasında geç farkettik ve açıkçası hergün hamburger yiyecek halimiz olmadı. Buraya gelmek isterseniz Rathaus’tan geçen 6 numaralı otobüs ikisinin de önünden geçiyor.

Frau Möller: Burayı da lokal ve ucuz kelimelerinin birleştiği noktada TripAdvisor’da bulmuştum. Yine rezevasyonumuz olmadığı için baya bekletildikten sonra burada yemekten vazgeçtik ama yemekler güzel görünüyordu. ( Yine 6 numara buradan geçiyor )

Nord Coast: Sabah kalkıp kahvaltı için buraya gidelim dedik. Aslında girince burası kahveci, kahvaltı var mı ki? oluyorsunuz ama hem rezervasyonsuz yer bulamayıp 1 saat bekleyebilirsiniz dendiğinden hem de açıkçası o kadar ferah feza bir yerdi ki şuraya iki masa daha atalım dememişler bu ne canım açız biz diyerek boyunlarımız bükük buradan ayrıldık.

Kaffeerösterei: Burayı çok merak ediyordum. Konsepti çok güzel gözüküyordu. Hem kahve üretimhanesi (etrafta çuval çuval çekirdek kahveler ve kavurma makinaları var) hem de kahve içebileceğiniz ve eve alabileceğiniz bir kafe.

Gezmelik Yerler :

Gölde bot turu : Biletler 15 € olduğu için bu tura katılmayarak gölün etrafında kısa bir yürüyüş yaptık.

Processed with VSCO with hb1 preset Processed with VSCO with hb1 preset

Elbphilharmonie : Metroyla şöyle bir önünden geçip gördüğümüz nehir kenarında bulunan konser salonu. Google’a Hamburg yazınca fazla sayıda çıkan görsel.

St Georg : Bir sürü restoranın ve kaldığımız evin bulunduğu tatlı mahalle.

Jungfernstieg:  Mağazaların bulunduğu tüm sokakların çıktığı, göl kenarı boyunca uzanan cadde. Cumartesi ışıl ışıl ve çok hareketli, Pazar günü malesef tüm mağazalar kapalı. 🙁 Ayrıca bakınız : Christmas market yazısı (gelecek)

Rathaus Town Hall:

Processed with VSCO with hb2 preset

St Peter’s Church:

Processed with VSCO with hb2 preset

Speicherstadt warehouse district :

Hafencity bölgesinde bulunan bu ofis binaları kütükler üstüne 1883-1927 yılları arasında inşa edilmiş.

Processed with VSCO with hb2 preset

Dikkat dikkat! St Pauli

Hamburg’un red light district’i olan bu bölgede aslında bir zamanlar Beatles’ın da sahne aldığı barlar varmış. Hatta bir de Beatles Platz var idi görmek istediğim fakat kahvaltı yeri ararken kendimizi buralarda bulduk. (Tam olarak şurayı ararken :  -Burası bir pastane ve oturacak yer yok, gelmeyiniz kaçınız) Merkeze bu kadar yakın bir yerde çevrenin bu kadar çabuk değişmesine biz çok şaşırdık. Çünkü hem bölgedeki insanlar bir tuhaftı ve heryerde de “değişik” gece kulüpleri vardı.Bu bölgede de bir Christmas market vardı, hatta uğrarız diyorduk (çünkü gelmeden önce araştırdığımızda horniest christmas market diyordu ve biz de bir merak etmiştik tabii) ama açıkçası baya korktuk ve nezih mahallemiz olan Rathaus ve çevresine geri döndük.

Hamburg gezinizi Noel dönemine denk getirdiyseniz – ki donma garantili olsa da tavsiye ediyoruz çünkü bu dönemde gidilebilecek en güzel noktalardan biri – Hamburg Christmas Market rehberimizi okuyabilirsiniz. (yakında)

Not: Susuzluk konusuna gelince, evimizin dibindeki marketi Cumartesi günü farkedemediğimizden, Pazar günü heryer kapalı olduğundan, Christmas market standlarında (krep satanlarda bile) su satılmadığından, çeşme suyu içiliyor muydu emin olmayarak içiliyorduysa da tadı kötü olduğundan ne zaman su içmek istesek bir yere oturup büyük şişe su söyledik ve her şişeye 7 euro gibi bir para ödedik – şu an yazarken bile üzüldüm.

Author: Dilhan

Dilhan 1990 yılında Eskişehir’de doğdu ve gözleri çekik. İlkokul yıllarında çok fazla japon şakalarına maruz kaldı ama henüz Japonya’ya gidemedi. Onun yerine Erasmus’la Torino’ya gitti ve Avrupa’yı gezdi. Bu sırada Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmeyi başaran Dilhan, yine Koç Üniversitesi'nde MBA eğitimini tamamladı. Şu an çocuklara piyano dersi veriyor ve bir bankada IT departmanında çalışıyor. En büyük hayali ise bir koalaya sarılmak :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir