Marakeş – Kazablanka Gezi Rehberi

Kazablanka’da Konaklama

Fas’a nasıl gidilir yazımda da bahsettiğim gibi Marakeş’e direk uçuş olmadığından bizim de turumuz Kazablanka ile başladı. Sadece 1 gece kaldığımız için Kazablanka’nın çok altını üstünü getiremesek de en önemli yerlerini gördük. 4 yıldızlı Imperial Hotel’de kaldık. Temiz olması bizi mutlu etmeye yetti. 🙂

 

Kazablanka Gezilecek Yerler

II. Hasan Camii :

 

Atlas Okyanusu’nu doldurarak bu camiyi yapmışlar. Kocaman bir minaresi ve çinili duvarları, kocaman kapıları var.

Bonus : Rick’s Cafe

Eğer beni yargılayan gözlerle süzmeyecekseniz Casablanka filmini izlemediğimi burdan duyuruyorum. Bu kafe bana çok birşey ifade etmedi malesef ama sizin için buraya bırakıyorum. Filme Hollywood stüdyolarında çekilse de dış mekan olarak bu kafe kullanılmış.

 casablanca ile ilgili görsel sonucu

 

Marakeş’te Konaklama

Marakeş’te El Andalous Marrakech adlı kocaman 4 yıldızlı bir otelde kaldık. Ama 4 yıldızı sizi aldatmasın. Otel dışarıdan ve içeriden baya güzel gözükse de ilk gittiğimizde baya bir talihsizlik yaşadık. Check-in yaptıktan sonra bize verilen 2 oda da bir önceki misafirinden beri temizlenmemişti. Temizlenmesini istediğimizde de sanki çok garip birşey istemişiz gibi karşılandık. Neyse, bir şekilde temizlettik odayı. Havuza bakan tarafta kaldığımızdan yine de keyifli bir konaklama geçirdiğimizi söyleyebilirim.

Kahvaltı ve akşam yemeği konaklamamıza dahil olduğundan biz karnımızı otelde doyurmaya çalıştık çünkü oteldeki hijyen bile bizi korkuturken dışarıdaki restoranları denemeye cesaret edemedik. Gerek de duymadık açıkçası, paramızı başka şeylere harcadık. 🙂

Marakeş’e kendi imkanlarınızla giderseniz Riad denilen konaklarda kalmanızı tavsiye ederim. Gerçekten, en ünlüsü olmasına gerek yok, hepsi çok güzel gözüküyor. Sadece lokasyonuna dikkat etmenizi öneririm, zira Souq sokaklarında kaybolurken elinde bavullar kapı kapı riad arayanları da gördük.

 

Marakeş’te Gezilecek Yerler

1. Gün

Jardin Majorelle :

Önünde sonsuzluğa uzanan giriş kuyruğu olan yer. Önceden Jacques Majorelle isimli bir ressama ait olan ev, daha sonrasında Yves Saint Laurent tarafından alınmış ve ünlü modacı öldükten sonra buranın bir bölümü müzeye çevrilmiş. Biz müze kısmını gezmedik. Bahçesi fazlasıyla güzeldi, botanik bahçesi gibi. Kapısındaki sıradan ultra turistik olduğunu belirtmeme gerek olmadan anladığınızı düşünüyorum. Bu arada en az 1 saat sürecek bir sırayı biz turla geldiğimiz için rehberimiz sayesinde hiç beklemeden geçtik. Turun faydaları 🙂

 

Bu arada burası giriş ücreti en yüksek olan yerlerden bir tanesi: 70 dirhem ( 35 TL)

Bir de mola vermek isterseniz içeride tatlı bir kafe de var.

Bahia Palace:

Çok beğendiğimiz yerlerden bir tanesi. Bahia “brilliance” demekmiş, döneminin en mükemmel, en güzel sarayı olması amacıyla yapılmış. Giriş ücreti 10 dirhem. İçerisi gerçekten çok büyük. 1 saate yakın burada vakit geçirdik.

Koutoubia Camii:

Jemaa el-Fnaa meydanının bir ucunda olan bu caminin içine müslüman değilseniz giremiyorsunuz. İçerisi bana kemerleriyle Cordoba’daki camiyi hatırlattı.

Jemaa el-Fnaa:

aladdin cartoon snake charmer ile ilgili görsel sonucuMarakeş’in tabii ki en ünlü ve en kalabalık meydanı. Yalan değil, yılan oynatan adamlar gerçekten varmış. Sadece Alaaddin’in çizgi filminde görürüm diye düşündüğüm birşeydi.

Artık her o kavalımsı müzik sesiğini duyduğumda bir yerden kolunda yılanlar dolanmış adamla burun buruna gelivereceğim diye çok korktum.

Taze meyve suyu standlarına kesin uğrayın. Portakallarının tadı nefis, her gün bir kere portakal suyu içtik. Akşama doğru da yemek standları açılmaya başlıyor ve meydan iyice kalabalıklaşıyor. Meydana bakan restoranlardan birinin tepesine çıkarak burayı tepeden fotoğraflayabilirsiniz.

2.Gün

Marrakech Museum:

Yine kesin gitmeniz gereken yerlerden biri. Her köşesi ayrı güzel çinilerle dolu rengarenk bir yer burası. Giriş ücreti 20-30 dirhem civarındaydı.

  
El Badi Palace:

El Badi “incomparable” yani eşsiz demekmiş. Sarayın içinde eski halini de gösteren kısa filmi izlemenizi tavsiye ederim. Bu kadar eski bir yapının içinde olmak gerçekten çok garipti. Şimdi internetten kontrol ettim, 1593 yılında açılmış burası !  Giriş ücreti 20 dirhem.

Saadian Tombs:

Burası baya küçük ama yine de çok güzel bir yer. Dolaştıktan sonra insanların biryeri görmek için sıraya girdiğini göreceksiniz. Aman ne bekliycem demeyin, zaten kısa sürüyor.

Dar si Said & Ben Youssef Madrasa:

Bu iki müthiş yer biz gelmeden yaklaşık 1 hafta önce restorasyon için kapatılmış ve uzun bir süre kapalı kalacakmış. 🙁 Biz de ziyaret edemedik.

Menara Gardens:

Buraya gelmek için ekstradan 3-4 km yürümüş olduk. (O gün toplamda 22 km yürüdük) Bizce değmeyecek, çok özelliği olmayan bir yer. Eğer vaktiniz yoksa araya sıkıştırmaya çalışmayın, gitmeyin. Hatta vaktiniz varsa da gitmeyebilirsiniz:)

3. Gün

Alışveriş

Ensemble Artisanal:

Burayı tesadüfen bulduk. Bir sürü dükkanın olduğu zanaatkar çarşısı gibi bir yer. Hasırcılardan babuşçulara küçük küçük 30-40 dükkan var. Alışveriş yapmadan önce buraya uğramanızı tavsiye ederim. Özellikle bir tane hasır çantacı var, bir sürü çanta var. Marakeş’ten kendinize hasır çanta edinmeden dönmeyin. 🙂 Buradaki amca pek pazarlıkçı çıkmadı ama bir burada fiyat  düşüremeyince almadık ama belki siz başarırsınız. 🙂

Bir de tabii ki babuş ya da deri sandalet almak isterseniz 50-60 dihem’e (yaklaşık 30 TL) babuş, 80-100 dirheme de çok güzel deri sandaletler bulabileceğiniz küçük dükkanın numarasını söylüyorum : 18 numara – babouchiere

Souq : Jemaa el-Fnaa

Jemaa el-Fnaa’ya geldiğinizde ve devam ettiğinizde Eminönü-Kapalı Çarşı birleşimi yerlerde bulacaksınız kendinizi. Biz tüm gezilecek yerleri ilk 2 günde bitirip  son günümüzü bu sokaklarda ve çarşılarda kaybolarak geçirmeyi tercih ettik. İyi ki de öyle yapmışız! Şimdi gitsem hangi sokak nerede bulabilirim:) Kapalı Çarşı’msı kısımda Nomad ve Cafe des Episces oklarını takip ettiğinizde küçük bir meydana çıkıyorsunuz. Bu meydanda yine kaotik bir ortamla karşılaşıyorsunuz ama sizi strese sokacak cinsten değil. Heryerde hasır çanta, baharat vs. satanlar var. Bir mola vermek için biz Cafe des Episces‘i tercih ettik, Nomad’e de bir girip çıktık gerçekten güzel bir yere benziyordu. Ama orası daha çok restoranımsı diye biz kahve ve tatlı için Cafe des Episces’e oturduk. Burada fiyatlar baya uygun. Yemek de yiyebilirsiniz. Fas’ta pek kahve kültürü yok malesef. En çok kahveye benzeyen kahve buradaydı ama yine de beklentinizi çok yüksek tutmayın kahve konusunda. Marakeş’in en iyi kahvesiydi diyebilirim  🙂 Brownie’si de çok güzeldi.

Alışveriş kısmına gelirsek, bu meydanda Cafe des Episces’in karşı sırasında kalan küçük kapalı çarşımsı bir yer var. İçinde ve girişinde bir sürü hasır çanta var. Baya pazarlık yaparak 3 tane hasır çantayı 260 dirhama almayı başardık. Pazarlık konusunda çok iyi olmasak da 3 gün boyunca baya piyasa araştırması yaptık ve en sonunda fiyatların ne civarda olduğunu anladığımızdan daha büyük rahatlıkla pazarlık yaptık, ya da en azından yapmaya çalıştık. 🙂

Argan yağını da soukta bir dükkandan aldık. Otelin oradaki avm’de 100 dirhem olanı biz 50-60 gibi birşeye aldık. Bu arada Menara Mall‘da girişinde birkaç güzel restoran var. Biz bir akşam kahve ve tatlı için uğradık. Ayrıca Carrefour da var. Yurtdışında market gezmeyi sevenlere duyurulur!

Author: Dilhan

Dilhan 1990 yılında Eskişehir’de doğdu ve gözleri çekik. İlkokul yıllarında çok fazla japon şakalarına maruz kaldı ama henüz Japonya’ya gidemedi. Onun yerine Erasmus’la Torino’ya gitti ve Avrupa’yı gezdi. Bu sırada Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmeyi başaran Dilhan, şuan Koç Üniversitesinde MBA yapıyor ve çocuklara piyano dersi veriyor. En büyük hayali ise bir koalaya sarılmak :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir