Berlin Gezi Notları ve Sachsenhausen

Berlin’de Ulaşım

Biz Pegasus’la Berlin’e uçtuğumuz için Schönefeld havaalanına iniyorsunuz. Buradan sizi metroya götüren otobüsler kalkıyor. Otomatlardan dilerseniz günlük dilerseniz tek yön bilet alabilirsiniz. (ABC almaya dikkat edin, havaalanı C bölgesinde kalıyor.) Tek yön 3€ ve 2 saat boyunca geçerli, günlük 7 €. Biz 4 kişi olduğumuz için grup bileti aldık 19,90 €, gün içerisinde saat kaçta alırsanız alın gece 03.00’a kadar geçerli, 24 saat geçerli değil yani. Biz havaalanından tek yön bilet aldık ve sonra akşamında risk alıp bilet almadan bindik. 🙂 Ama diğer günlerde korktuğumuzdan hep günlük grup biletinden aldık, hiç kontrol olmadı…Bu arada bilet otomatlarında Türkçe dil seçeneği var.

Havaalanından X7, 171 nolu otobüslerle Rudow metro istasyonuna geliyorsunuz. U7 hattı. Bizim şansımıza otelimiz tam bu hat üstündeydi, yaklaşık 14-15 durak gitmemiz gerekti tabi. Otobüs-metro arası 15 dk gibi birşey sürüyor. Metroyla oradan şehir merkezi de en az 30 dk sürüyor.

Berlin’de otobüsle ulaşım da çok rahat. Her durakta geçen otobüslerin hem kaç dk içinde geleceği ekranda yazıyor, hem de durduğu tüm duraklar çizelgede yazıyor. Biz otobüsü de çok kullandık, sadece bilet konusunda otobüs şoförleri daha hassas olabiliyor, ona dikkat edin. Bir de genelde Türk çıkabiliyorlar.

Konaklama

Biz Nordic Domicil Hotel’de kaldık. Hem konumu hem de odaların konforu ve temizliğinden çok memnun kaldık. Otelin hemen önünde metro istasyonu var. Aslında çok çok merkezi olmasa da gitmek istediğiniz yerlere (Mitte, Kreuzberg vb.) metroyla ulaşmak 15-20 dk sürüyor. Otel 4 yıldızlıydı ve Booking.com’da güzel bir indirim zamanında 2 kişilik odaya 4 gece toplamda 218 € ödedik. Kişi başı gecelik 25€ gibi bir şeye denk geliyor ki 4 yıldızlı yeri güzel bir otel için süper ötesi bir fiyat.

Yeme-İçme

Berlin gezimiz tam olarak karbonhidratlara düşmekle geçti. Toplamda 2 kere krep, 1 kere pankek, 2 kere döner ve 3 kere hamburger yedik. 🙂 Şimdi neyi nerede yediğimizi aşağıda öğünlere göre bahsedeceğim.

Kahvaltı

Einstein Kafe

Her köşebaşında olan Einstein kafelerde de kahvaltı yapabileceğiniz gibi ünlü Einstein ‘da da kahvaltı yapabilirsiniz. Rezervasyonsuz gidince biraz burun falan kıvırsalar a gayet bir sürü boş yer vardı. Biz Kurfürstendamm yakınlarındakine gittik. (Evet koskoca cadde ama haritaya yazdığınızda görüceksiniz.) Bir de Unter den Linden’de var. Sonuç olarak kahvaltısı şahaneydi diyemeyeceğim. Kahvaltı menüsünde zaten 6-7 seçenek var. Ben en risksiz olan kruvasan, reçel, tereyağı üçlüsünü seçtim. Fiyatlar 6-10€ arasında, bu kahvaltıya çok değdiğini söyleyemeyeceğim.

berlinde_kahvalti

einstein_kafe

 

Distrikt Coffee

distrikt_coffee

Burayı denemek için kalktık baya sabah sabah metrolarda yol katettik çünkü TripAdvisor’da kahve ve kahvaltı sıralamasında 1.ydi. Küçük bir yer, toplamda 7-8 masa falan var ve biz Pazartesi günü gitmemize rağmen şansa yer bulduk, biz oturduğumuzda tüm masalar doluydu. Fotoğraflara aldanıp geldiğimiz bu kafede yine 5-6 çeşit kahvaltı vardı. Tabi ki pancake’i seçtik. Pancake ne kadar kötü olabilir diye düşündüğümden tabi ki kötüydü demeyeceğim ama bu kadar olay olması gereken bir yer olduğunu düşünmüyorum. Kahveleri güzeldi ama. Belki yolunuz düşerse kahve için gelebilirsiniz. Yanlış hatırlamıyorsam Pancake 9€, kahve 2,5 € gibi birşeydi.

Set’s

sets_kahvalti

sets_kahvaltı

 

Burayı hem bize yakın olmasından hem de baya beğenilen bir yer olduğu için döneceğimiz gün erkenden gittik. 3 katlı olan 2 kişilik Set’s kahvaltı tabağı diye geçiyor. Yanında koskoca bir kase de yumurta geldi.(Krepli fotoğraftaki değil, o ayrıca söylediğimiz yumurta 🙂 ) Bunların yanında bir de herkes kendine nutellalı krep söyledi. Birer de kahve, toplamda 50€ ödedik. Bence diğer kahvaltılarımız düşünüldüğünde en makulu buydu. Krepler 5€, 2 kişilik kahvaltı tabağı 20 €’ydu.

Her öğün 🙂

Mustafa’s Gemüse

Şimdi diyeceksiniz ki, Berlin’e adım attığın ilk gün döner mi yedin? Ben de çok önyargılıydım, ne işimiz var burda manyak mıyız, bir de sıra mı bekleyeceğiz, açım, hava çok soğuk, oturacak yer de yokmuş,  neyse şu araya sıkışır yeriz rüzgarı keser, herşeyden koy abi, of çok güzelmiş, inanılmaz iyi doydum, dönmeden bir daha gelip yiyelim. Tam olarak yaşadıklarımı upuzun bir cümlede özetlediğimi düşünerek diyorum ki ön yargılarınızı yıkın ve Mustafa’s Gemüse Kebap yemeden dönmeyin. 🙂

mustafas_gemusse

mustafas_gemusse

Burgermeister

burgermeister

East Side Gallery’i gezdikten sonra köprüden diğer tarafa geçtiğinizde zaten hemen karşınıza çıkacak. Küçücük bir dükkan, kalabalık. Sipariş verip sıra numarası alıyorsunuz ama baya hızlı ilerliyor. Yine oturacak yer yok. Hamburger tam ev hamburgeri gibi. Patatesi peynirli söylemeyi unutmayın. Hatta bir de peynir artı chili patates vardı biz ondan denemedik. Ama eminim ki güzeldir. 🙂 Başka bir şubesi de Kreuzberg’de var. ( Tam Kreuzberg Merkezi yazısının caddeye bakan tarafında.) Bir akşam da orada yedik. Bu sefer masa ve koltuk vardı. 🙂

Piri’s Chicken Burger

piris_chicken

Burasını TripAdvisor’dan bulduk. Piri’s olan hamburger bu sanırım fotoğraftaki. Menü 9€. Hamburger inanılmaz. Tek problem küçük bir dükkan olması ve havalandırmanın çok iyi çalışmaması ( belki de hiç yoktur?) sebebiyle üstümüz başımız fena bir şekilde yağ koktu. Ama kesinlikle denemeniz için öneririm. Belki yazın gittiğinizde dışarı masa atıyorlardır, dışarda yersiniz. 🙂

Kahve

Not: Kafeler en geç 7’de kapanıyor genelde. (saçma?) Hatta 5’ye kapananlar bile var. Bu yüzden çalışma saatlerine bakmadan gitmemeninizi önemle not düşüyoruz.

The Barn

Kahve meraklısı olarak meşhur The Barn’a gitmeseydik olmazdı tabi. Küçük bir kahve dükkanı. Çekirdeklerini tabiki kendilerini üretiyorlar. Kahveleri, ordam ve kekleri ( en başta görüntü çok iç açıcı olmasa da) gerçekten çok güzel. Biz tam cam önünde yer bulduk. 4 kişi yanyana dizilip oturduk, baya keyifliydi. Gerçekten çok yoğun aromalı kahveleri var. Meyve tadı o kadar yoğundu ki kahveye bile benzemiyordu. 🙂

the_barn

the_barn

the_barn

 Five Elephant

five_elephant

five_elephant

Berlin’e gitmeden önce çok fazla kafe araştırdım, gidip deneyebildiklerimiz bunlar oldu. Five Elephant Kreuzberg bölgesindeydi. Cheesecake’i çok güzelmiş diye duyup gittik. Şu fotoğrafta gördüğünüz 1 dilimi 4 kişi paylaştık. Kahvaltılarda yediklerimizi gördüyseniz bu pek bizlik bir hareket değil. Malesef son kalan cheesecake dilimiydi. Hiç bulamayadabilirdik. Sonuç olarak yine hoş atmosferi olan, kahveleri güzel ve tabiki cheesecake i güzel bu kafeyi biz sevdik.

Akşam

Luzia

luzia

Instagram’da bizi takip ediyorsanız Berlin gezimizi özetlerken heryer Kreuzberg’e çıktı dedik. Luzia’da Kreuzberg’de. Anladığımız kadarıyla baya popüler bir mekan. Müzik bizce çok kötüydü.(Arka planda sürekli elektronik monoton birşeyler çalıyordu.) Ama kokteyl menüsü çok geniş ve fiyatlar uygundu. Sadece alkol değil kahve,çay vb şeyler de içebilirsiniz. Biz bira içmeyi tercih ettik.

Volles Brett

volles_bret

volles_bret

Burası araştırmadan gittiğimiz tek yer olabilir. Mustafa’dan sonra çok üşümüştük ve yürürken burası güzel gözüküyor diyip direk girdik. Çok pub gibi dursada aslında gayet çocuklu aileler falan yemek için de burayı tercih etmişti. Biz fotoğraflardaki 6’lı bira tadım setinden söyledik. 6 çeşit bira 0,1 L’lik bardaklarda geliyor. Müzikler de ayrıca çok güzeldi. (Red Hot Chili Peppers, Radiohead vb. çok bangır bangır değil, gayet soft sizi bağırarak konuşturmayacak cinsten. :))

Gezilecek Yerler

Gezilecek yerlerden bahsetmeden önce 100 numaraları otobüsü turistik bir bölgede yakalayın ve üst kat en önüne oturun. Bu otobüs tüm turistik bölgelerden geçiyor ve üst kat en önü kaptığınız an güzel bir ilk Berlin gezisi oluyor. İsterseniz son durağa kadar gidip tekrar binerek en önü kapabilirsiniz. 🙂

Müzeler Adası

Biz çok fazla müzelerde vakit harcamamak adına sadece Bergamo (Pergamon) Müzesine girdik. Ben önceki gidişimde de gezmiştim zaten.(Yıl 2012) Biz internetten aldık ve Pazar günü sabah 11 gibi gittik. Hiç sıra beklemedik, hatta kimsecikler yoktu dışarıda direk girdik. Çıktığımızda (1 civarı) dışarıda 30-40 kişi sıra bekliyordu. Biletler 12€. Bizce görmelisiniz. Müzeler adasında bir de Berliner Dom var. Biz içine girmedik ama dışarıdan bile yeterince güzel. 🙂 Sanıyoruz ki içinde kral tabutları varmış.

Pergamon_müze

pergamon_müzesi

berliner_dom

Alexanderplatz

Berlin’in önemli meydanlarından. Kocaman bir Primark da var eğer alışveriş yapmayı seviyorsanız. 🙂 Biz krep arabasından Kinder çikolatalı krep yedik. Almanya’nın en değerli tatlarından bizce. 🙂 Evde yapılış tarifini verelim. Tavada krep yaparken piştikten sonra üstüne tekli, kutusunda çocuk resmi olan kinder çikolataları kırarak atıp üstüne katlıyorsunuz. Sıcaklığında eriyor ve dünyanın en güzel krepi oluyor. Nutellalıdan bile daha güzel. 🙂 Şimdi Berlin gezimize kaldığımız yerden devam edelim.

Reichstag Building

Burada Dome denilen cam kısmı ziyaret edip Berlin’i biraz da olsa tepeden görebiliyorsunuz. Ziyaretler ücretsiz fakat şu siteden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Ben 1 hafta öncesine bıraktığım için bu gidişimde de ziyaret edemedim. Doluydu.

Brandenburg Tor

brandenburg_tor

Önünde fotoğraf çekilmeden Berllin’e gelmiş sayılmıyorsunuz.( Tabi ki biz de çekildik.) Unter den Linden’in bir ucunda bulunan bu kapıya 100 numaralı otobüsle de (yukarıda bahsetmiştik) ulaşabilirsiniz.

Unter den Linden

Burası da kocamaan bir cadde, bir ucu Brandenburg Tor diğer ucu müzeler adasına bağlanıyor. Mağaza, kafe (Einstein var demiştik.) ve hediyelik eşyacıları burada bulabilirsiniz. Ayrıca burada Microsoft’un Digital Eatery diye bir kafesi var. Değişik bir yere benziyor, biz denemedik ama denersiniz yorum yazmayı unutmayın. 🙂

Topography of Terror

2. Dünya savaşıyla ilgili ücretsiz bir müze. Herşeyi okumaya çalışarak başladık önce. Ama çok yorulduk ve küçük bir alan da olsa çok fazla doküman vardı. Hızlı hızlı geçerek bile 1-1.5 saatimizi burada geçirdik. Burası aynı zamanda eskiden Nazi üssüymüş.

East Side Gallery

Berlin duvarının sanatla buluştuğu kısmını görmeden de Berlin’ gelmiş sayılmıyorsunuz. Hatta “öpüşen adamlar” önünde fotoğraf çektirmek için atak olmak falan gerekiyor. 2012 yılındaki ziyaretimde grafitilerin üstüne çok fazla yazı yazılmıştı. Sanırım yeniden boyanmış, çünkü duvarın çoğu bölgesi tertemizdi ve önüne demir barikatlar kurulmuştu. Yani öpüşen adamların önünde fotoğraf çekilmek artık o kadar da güzel değil. Elli olan fotoğrafta gölgemi ve barikatın gölgesini görebilirsiniz. 🙂 Yazının tamamını okumadıysanız aşkolsun ama ben yine de size bir iyilik yapayım. Buraya geldikten sonra 500 metre uzaklıktaki Burgermeister’a uğramadan dönmeyin!

east_side_gallery

east_side_gallery

 

 

Kaiser Wilhelm Church

Kurfüsrtendamm caddesinde bulunan “yıkık kilise” olarak geçen Kaiser – Wilhelm Church savaş sırasında bombalanmış. İçi şuanda küçük bir müze olarak kullanılıyor. Yanındaki binalar ibadet için kullanılıyor.

kaiser_wilhelm_church

Check Point Charlie

Neredeyiz tahmin edin. Kreuzberg! Tüm gezimiz şu an batıdamıyız doğuda mıyız, aa trafik ışıklarının şekli değişti şapkalı adam(ampelman) geldi demek ki batıdayız, yoksa doğuda mıyız gibi sürekli kafamız karışık bir şekilde dolaştık. Check Point Charlie gayet turistik sembolik bir yer. Kapıda askerler bekliyor ve “You are leaving the American Sector” gibi tabelalar var. Orjinalleri yakınındaki müzede sergileniyormuş ama tabi ki gitmedik. Siz yine de gidin bu sembolik yeri görün.

Gendarmenmarkt

Burası 3 yanı güzel bir binayla çevrili küçük bir meydan. Bina dediğim karşılıklı birbirine bakan Alman ve Fransız kilisesi, ortada da konser salonu diye çevirmek istediğim Konzerthaus. Tam fotoğraf çekmelik bir yer.

gendarmenmarkt

gendarmenmarkt

 

Jewish Museum

Buraya bir önceki Berlin gezimde gitmiştim ve çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bu gezimizde vaktimiz olmadığı için gidemedik. Siz vakit ayırabilirseniz bence gidin. 🙂

Memorial to the Murdered Jews of Europe

Reichstag’ın karşısındaki 2. Dünya savaşında katledilen Museviler için yapılan anıt mezarları kesinlikle görmelisiniz. Biz gitmeden hemen önce burada selfie çekenlerle ilgili baya bir olay olmuştu. Bir kişi bu durumdaki absürtlüğü görüp baya etkileyici görselleri insanların selfielerine photoshoplamış.

jewish_memorial

Kurfürstendamm

Şimdi illa İstanbul’a benzetme yapacağız ya, burası da Bağdat Caddesi, Nişantaşı falan gibi bir yer. Upuzun bir cadde lüks mağazalardan Urban Outfitters, Forever 21’a bir sürü mağaza var. KaDeWe de büyük bir department store. Üst katında yemek yerleri var, City’s deki Mahalle ya da Eataly konseptinde. Vaktiniz varsa ve alışveriş yapmak istiyorsanız, başlamanız gereken nokta Kurfürstendamm.

Sachsenhausen Toplama Kampı

Berlin gezimizin en etkileyici kısmıydı bizde. Sachsenhausen Toplama Kampı, ilk kurulan kamplardan. Berlin’e 40 km uzaklıkta Oranienburg bölgesinde. S1’e binebileceğiniz herhangi bir metro durağından gidebilirsiniz.  ABC bileti almayı unutmayın. Biz kontrolle karşılaşmadık ama siz karşılaşabilirsiniz. 🙂 Oranienburg’a gideceksiniz. 40-45 dakikalık bir yolculuk sizi bekliyor. Oraya gittiğinizde kamp yaklaşık 2 km uzaklıkta tren istasyonuna. Tam önünden otobüs kalkıyor ama saatte 1. Yürümek için güzel bir günse yürüyebilirsiniz ama kampın içinde de yeterince yürüyorsunuz. Otobüs her saati 20-25 geçe gibi geliyor, 804 numaralı otobüs. Kampa geldiğinizde baya bir insan iniyor o yüzden durağı kaçırmayın. Dönüş otobüsü de her saati 13 geçeydi yanlış hatırlamıyorsam. Kampa giriş ücretsiz. Biz audioguide aldık ama o kadar çok konuşuyordu ki kadın aslında dolaşırken açıklama olarak yazanlar da bizim için yeterli oldu. Kalabalıksanız 1 kişi alsın diğerlerine anlatsın. 🙂

İlk A kulesiyle karşılaşıyorsunuz. 11.05’i gösteriyor saat. Rus ordusunun gelip kamptakileri özgürleştirdiği saatmiş. İlk girdiğiniz anda zaten çok etkileniyorsunuz ve baya sinir bozucu hikayeler dinleyip kaldıkları barakaları görüyorsunuz. Ben çoğu şeyin fotoğrafını çekemedim. Çekmek istemedim. Deneylerin yapıldığı patoloji odası biz gittiğimiz zaman kapalıydı o yüzden camından görebildik, yeterince korkunçtu. Film odası kurmuşlar kampla ilgili 20 dk lık bir belgesel var. Onu izlerseniz zaten fazlasıyla bilgi elde etmiş oluyorsunuz. Her yarım saatte bir yeniden oynatılıyor.

Biz sabah 9 da yola çıktık. Saat 3tü Berlin merkeze geri döndüğümüzde. Yani yarım gününüzü buraya ayırmanız gerekiyor.

sachsenhausen

sachsenhausen sachsenhausen

*çalışmak özgürleştirir.

     sachsenhausen

*mutfak

 

Author: Dilhan

Dilhan 1990 yılında Eskişehir’de doğdu ve gözleri çekik. İlkokul yıllarında çok fazla japon şakalarına maruz kaldı ama henüz Japonya’ya gidemedi. Onun yerine Erasmus’la Torino’ya gitti ve Avrupa’yı gezdi. Bu sırada Bilgisayar Mühendisliği’ni bitirmeyi başaran Dilhan, yine Koç Üniversitesi'nde MBA eğitimini tamamladı. Şu an çocuklara piyano dersi veriyor ve bir bankada IT departmanında çalışıyor. En büyük hayali ise bir koalaya sarılmak :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir