Yeni Başlayanlar İçin Londra

1-Kısaca kendinden, eğitim ve iş hayatından bahseder misin?

Merhaba, ben Hafize. 34 yaşındayım ve 2011 yılında öğrenci olarak başladığım yurtdışı macerasına son 9 aydan beri eşimle birlikte Londra’da devam ediyorum. Araştırma metotları, psikometri ve ölçme-değerlendirme konuları ile bağlantılı farklı alanlardaki projelerde çalışıyorum. Yakın zamanda tamamladığımız bir proje sonrasında bir mola verdim ve şu anda eşimle beraber ailemize minik bir üye bekliyoruz 🙂 Seyahat etmeyi, değişik ve yeni tatlar denemeyi ve bu anıları fotoğraflamayı seviyorum. Instagram’da wegoingplaces hesabında bu fotoğraflarımızı ve anılarımızı paylaşıyoruz.

2-Kendini nasıl Londra’da buldun? Süreç senin için nasıl gelişti?

Evlendikten sonra eşimle beraber bir kaç yıl yurt dışında yaşayıp hem mesleki hem de yaşam tecrübesi kazanmak isteğindeydik. Beş yıl Katar’da kaldıktan sonra bir sonraki yaşayacağımız yer neresi olur diye düşünmeye başladığımız bir zamanda Mesut’a gelen bir iş fırsatıyla onunla beraber ben de kendimi Londra’da buldum!

3-Gitmeden önce ve gittiğinde nasıl bürokratik süreçlerden geçtin?

Gitmeden önce uzun bir süreç başladı. İngiltere’de çalışmak istediğinizde başvurabileceğiniz farklı bir çok vize tipi bulunuyor ve bu süreçte hangi vize tipine başvuracaksınız bu işi bilen bir uzmanla çalışmak daha verimli olabilir. Şanslıydık, şirketin kendi bünyesindeki göçmenlik danışmanı her adımda bize destek oldu ve bizi bilgilendirdi. Sponsorluk ve çalışma vizesi için eşim bitmek bilmeyen formlar doldururken benim için doldurulması gereken formlar da bir o kadar uzun ve ayrıntılıydı. Vizenin çıkması uzun sürmedi fakat bu süreçten edindiğim ilk izlenim şu şekildeydi: İngilizler bürokratik islerinde acele etmeden, yavaş yavaş ve adım adım ilerliyorlar, böylece yanlış yapılma olasılığının önüne geçtiklerini düşünüyorlar. Londra’ya vardıktan sonra ise bir kaç gün içinde oturum kartlarımızı aldık ve polis kaydımızı yaptırdık. İnsan kaynakları ofisi ev arama konusunda, ulaşım ve günlük hayatta ise yarayacak konularla ilgili ikimize beraber kısa bir oryantasyon yaptı. Belirtmeden geçemeyeceğim. Özellikle Londra’da ev kiralamak biraz bürokratik ve zaman alan bir süreç olabilir.  Hazırlıklı geleceğimiz için bir hafta içinde bir ev bulup yerleşmiştik, fakat genel olarak bu zaman daha uzun sürüyor. Ev kiralama konusunda gelmeden önce iyi bir araştırma yapmakta fayda var.

4- Adaptasyon sürecin nasıldı? Seni zorlayan şeyler oldu mu?

Hala adapte oluyorum 🙂 Londra’da daha önce bulunduğum için nasıl bir yerde yaşayacağım ve beni neler beklediğini ile ilgili az biraz fikrim olduğunu ve  kolay uyum sağlayacağımı düşünerek Londra’ya vardım. Londra’da pek çok farklı ülkeden insan yaşıyor. Yani burada İngilizceyi pek çok farklı aksanla işitmek mümkün. Yalnız İngilizler günlük dilde çok yaygın olarak çok farklı atasözü, deyim ya da kültürel öğeler içeren kelimeler kullanabiliyorlar. Dil konusunda avantajlı olacağımı düşünürken İngilizlerin bilmediğimiz kültürel konseptlerini ve kelimelerini öğrenmek gerekti (ve hala da öğreniyorum 🙂 )  Korona’dan önce her yerde bir etkinlik bulabileceğiniz bir şehirdi Londra. Özellikle ortak ilgi alanlarını paylaştığınız insanlarla bir araya gelip bir şeyler üretebilirsiniz. Ben de yakınımızdaki Kenwood House gönüllü topluluğuna katıldım ve buradaki sanat eserleri ile ilgili bilgileri ziyaretçilerle paylaşmak ve onların bu deneyimlerini zenginleştirmek üzerine bir eğitim aldım. Bu sayede pek çok farklı insanla tanışıp İngilizler ve İngiliz tarihi ile ilgili yeni bilgiler edindim. Bunun gibi aktivitelerin yeni yaşamaya başladığım çevreye alışmama yardımcı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca MeetUp ve Eventbrite gibi uygulamalar çeşitli etkinlikleri bulmam için çok isime yaradı.

5-Peki en çok özlediğin şey ne?

Aile ve arkadaşlarımı yurt dışına ilk çıktığım zamandan beri özlüyorum. Buna ek olarak buradayken en çok özlediğim şey güneşli hava (ve harika yüzmek için harika koylarımız). Elbette yemeklerimiz. Londra’da Türk yemeklerine ulaşmak zor değil aslında ama özlediğim güzel havalarda güzel manzaralara karşı hoş sohbetle yapılan uzun kahvaltılarımız.

6-En çok merak edilen şeylerden biri de insan ilişkileri. Komşuluk var mı komşuluk? 🙂

Londra kozmopolit bir şehir. Dünya’nın her yerinden insanların olduğu bir yer. Yine de farklı dil, din ve gruplardan insanlar şehirde belli bir ortak sosyal dili kullanıyorlar. İnsanlar sokakta, toplu taşımada, halka açık alanlarda birbirlerine saygılı ve genel olarak yardım sever. Fakat yine de büyük şehir olduğu için küçük yerlerin samimi insanlarını Londra’da (en azından merkeze yakın yerlerde) bulmak kolay olmayabilir. Bu durum komşuluk ilişkilerine de yansıyor. Yani şanslıysanız çok iyi komşularınız olabilir.

7-En sevdiğin semt/bölge?

Hafta içi eve yakın Hampstead ve Hampstead Heath Parkı’nda vakit geçirmeyi seviyorum. Hafta sonları ise güzel havalarda daha hareketli bir bölge olan Thames Nehri kenarında Tower Bridge’den başlayıp Borough Market’i geçerek London Eye’a doğru bir yürüyüş keyifli oluyor. Yolda Tate Modern’de ve  Southbank Center önündeki ikinci el kitap pazarında mola vermek de çok keyifli. Alışveriş için herkesin bildiği Oxford Caddesi’nde her şeyi bulmak mümkün.

8-En sevdiğin kafe/restoran?

Londra tam bir kafe ve restoran cenneti. Her köşe başında farklı tarzlarda kafeler bulabilirsiniz. Bill’s Restaurants’i seviyorum, özellikle Covent Garden yakınındakini. Türk restoranı olarak Angel’da Kilis Restaurant pazar brunch’ı çok güzel.

9-Oraya geldiğimizde neyi yapmadan dönmeyelim?

Bu liste çok uzun olabilir 🙂 İlgi alanınıza göre beğeneceğiniz bir müzeyi gezmeden (Londra’da çoğu müzeye giriş ücretsizdir. Benim en sevdiğim müzeler Natural History Museum ve Science Museum), çay seviyorsanız güzel bir mekanda 5 çayı deneyimi yaşamadan, eski bir pub’da geleneksel İngiliz yemeklerini denemeden (fish and chips ya da pie and mash örneğin), öğlen sandviçinizi alıp yemyeşil parkların keyfini çıkarmadan (özellikle Hyde Park  ve Greenwich park), bu parklardaki sincapları fındık fıstıkla beslemeden dönmeyin. Bunlara ek olarak Little Venice’ten Camden Town’a doğru keyifli bir yürüyüş yapabilir,  Notting Hill civarında dolaşabilir ve meşhur Portobello pazarını gezebilirsiniz.

10-Lokaller neler yapmaktan hoşlanıyor? Birisinin oralı olduğunu nereden anlarız? 🙂

İş çıkışı bir pub’da yarım ya da bir pint bira içmelerinden, Pazar günleri bir pub’a Sunday Roast için gitmelerinden! Ayrıca elbette çaylarına süt eklemelerinden! 5 çayı İngilizler için çok mühim bir konu.

Bonus:Korona günlerinde expatlık nasıl gidiyor? Nasıl etkilendiniz?

İngiltere’de korona nedeniyle ölüm oranı çok yüksek. Bunun bir sebebinin yaşlı nüfusun yüksek olması, başka bir sebebinin ise yanlış politikalar ve konuyla ilgili geç harekete geçilmesi olduğu belirtiliyor. Burada ciddi anlamda bir karantina olmadı. İşyerleri ve okullar kapandı fakat bir zorunlu ihtiyaçları sağlamak için market eczane gibi yerler hep açıktı. Bu zamanda evden çalışıp yakındaki parklarda sosyal mesafeyi koruyarak yürüyüşlere çıktık.

Şu anda devlet daireleri sınırlı hizmet verdiği için ehliyete başvurma gibi bazı işlerimizi yapamıyoruz. Yeni taşındığımız bir yeri daha iyi tanıyacağımız ve sosyalleşebileceğimiz bu zamanlarda korona nedeniyle evde kalmak durumunda olmak üzücü.  Elbette önemli olan koronadan olabildiğince az insanın etkilenmesi ve sağlıkla bu zamanı atlatmamız.

Teşekkür ederiz Hafize. Şimdi gözlerimde bir damla yaş  unutamadığım Londra gezisinin instagram hikayelerine bakacağım. Siz de Londra’yı özlediyseniz lokalturist instagram hesabımıza bekliyorum gelin birlikte ağlayalım 🙁

Author: merve

Merve 1985 yılında doğdu. Katar’da yaşıyor. Tini mini ve deli ruhlu bir hanım olduğu için yaşının kadını olamadı. Hobi olarak sosyoloji okudu. Medya sektörünü kurtarmaya çalıştı olmadı. Erasmus’da tanıştığı arkadaşlarını ziyaret etme bahanesiyle gezmeye başladı. Önünü alamadık. İş gezisi dedi Orta Doğu’dan girdi Japonya’dan çıktı. Kocamla gezicem dedi 3 günde olsa Avrupa’ya kaçtı. Son durağı kürkçü dükkanı da olsa o gezmelere doyamadı, doymayacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir